YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11553
KARAR NO : 2012/17355
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, 22.09.2006 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu beden güç kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece,maddi ve manevi tazminat davalarının kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden,davacının öncesinde 1990 tarihinde de iş kazası geçirip bu kazadan dolayı maluliyetinin %6,10 oranında olduğu, davaya konu 2006 tarihindeki yaralanması nedeniyle ise %10 oranında maluliyetinin doğduğu,… Başkanlığı tarafından davacının her iki olay nedeniyle doğan maluliyetleri birleştirilerek kendisine %15.49 oranında maluliyet tayin olunduğu,hükme esas alınan 21.2.2011 tarihli hesap raporunda birleştirilen maluliyet oranları neticesinde tespit olunan %15.49 oranındaki toplam maluliyet dikkate alınarak hesaplama yapıldığı,davacının talebinin 2006 tarihindeki ikinci olaydaki yaralanması nedeniyle oluşan maluliyetine göre maddi ve manevi zararlarının tahsiline dair bulunduğu anlaşılmıştır
HUMK’nun 74 ( 6100 Sayılı HMK’nın 26.maddesi) maddesi kapsamında mahkemeler taleple bağlılık kuralına göre tarafların talep sonuçları ile bağlı olup ondan daha fazlasına karar veremezler.
Ayrıca Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Somut olayımızda,davacının talebi 22.9.2006 tarihindeki yaralanması nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararının tazmini istemine ilişkin olup bu olaydaki yaralanması nedeniyle tespit olunan maluliyetinin %10 oranında olduğu anlaşıldığına göre davacının talebinin aşılması neticesi doğuracak şekilde 1990 tarihindeki yaralanma neticesinde oluşan maluliyeti de kapsar şekilde toplam %15.49 oranındaki maluliyete göre yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmesi hatalı olduğu gibi davacının 2006 tarihindeki ikinci olayda oluşan maluliyetinin %10 oranında olduğunun kabulüne göre hükmedilen manevi tazminat miktarıda fazladır.
Yapılması gereken iş maddi tazminat talebi bakımından davacının 2006 tarihindeki yaralanması nedeniyle oluşan %10 oranandaki sürekli işgöremezlik oranına göre maddi zararını yeniden hesaplatarak çıkacak neticeye göre bir karar vermek, davacının manevi tazminat istemi bakımından ise yine 2006 tarihindeki yaralanması neticesinde oluşan %10 oranındaki maluliyetine göre değerlendirme yaparak daha uygun bir miktarda manevi tazminata karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.