Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/14646 E. 2013/3377 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14646
KARAR NO : 2013/3377
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında …. Köyü 101 ada 121 parsel sayılı 4568,74 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden incir bahçesi niteliği ile … adına tespit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla tespitin iptali için dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, davacı … Yönetimi tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairece karar bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2008/14447-18651 sayılı 26.12.2008 günlü bozma kararında özetle: “Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın 1964 tarihli memleket haritasında meyve bahçesi rumuzlu orman sayılmayan alanda kaldığının bildirilmesi üzerine, Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmişse de, davalı taşınmazın önceki sahibi olan Hüseyin Uysal’ın ormandan tarla açarak fidan dikme suçundan sanık olarak yargılandığı ve Tire Sulh Ceza Mahkemesinin 05.10.1984 gün ve 1984/369 esas, 1984/752 karar sayılı ilâmında mahkumiyetine karar verildiği, yine Orman Yönetiminin dayandığı Tire Sulh Ceza Mahkemesinin 26.12.1991 gün ve 1989/271 esas, 1991/565 karar sayılı ilâmında ormandan açma yapmak suçundan Ali Osman Yoldaş’ın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, hükme dayanak alınan uzman orman yüksek mühendisi ve kadastro teknisyeninin birlikte düzenledikleri 26.06.2008 tarihli raporlarında özet olarak; “Tire Sulh Ceza Mahkemesinin 05.10.1984 gün ve 1984/369 esas, 1984/752 sayılı ve 26.12.1991 gün ve 1989/271 esas, 1991/565 karar sayılı davalarına konu olan taşınmaz ya da taşınmazların dayanak krokilerinin, dava konusu 101 ada 121 sayılı parselin dışında kaldığı ve yörede 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosu sırasında sözü edilen mahkeme kararına konu yerlerin Hazine adına orman niteliği ile tesbit ve tescil edilen 101 ada 2 sayılı parselin sınırları içine alınmış olduklarını tesbit ettiklerini” bildirmişlerse de, ceza dosyasının dayanağı krokilerin 101 ada 2 sayılı parselin hangi bölümlerine ait olduğu kadastro paftasında gösterilerek keşfi ve bilirkişi raporlarını denetleme ve izleme olanağı sağlanmamıştır. Gerek, 1986 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/G, gerekse, 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/g ve 26/2. maddeleri gereğince “Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yerlerin Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması gerekir. Böyle bir yerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış olması veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma niteliğini ortadan kaldırmaz”.Bu nedenle; yörede 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma (özellikle bilirkişilerin raporlarında infaz edildiğinden söz ettikleri Tire Sulh Ceza Mahkemesinin 05.10.1984 gün ve 1984/369 esas, 1984/752 sayılı ve 26.12.1991 gün ve 1989/271 esas, 1991/565 karar sayılı ilamlarına ilişkin çalışma tutanağı sahifesinin), işi bitirme tutanakları ile askı ilân tutanağının ve tahdit haritasının orijinalinden çekilmiş onaylı fotokopi örneği ile ceza dosyalarındaki kroki ve kararların, Orman İdaresinden ve mahkemesinden varsa bilirkişi raporu ile krokiler getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında bir uzman orman yüksek mühendisi ve kadastro teknisyeni ya da fen elemanı aracılığı ile ve yerel bilirkişi yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, ceza davasına konu olan taşınmaz ya da taşınmazların yeri, suç zabıt varakası ile keşif tutanaklarındaki mevki, miktar, nitelik ve krokilerinde belirlenen hudut anlatımlarından (şahıs, dere, yol, orman vs.) yararlanılarak kadastro paftası üzerinde nereye isabet ettiği duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; çekişmeli taşınmaz ya da başka bir parsel içerisinde kalıp kalmadığı orman kadastro çalışma tutanaklarından da yararlanmak suretiyle belirlenmeli; orman ve fen bilirkişiden keşfi ve uygulamayı gösterir krokili rapor alınmalı; ceza dosyasının halefiyet yoluyla davalı yönünden H.U.M.K.’nun 237. maddesine göre kesin hüküm olacağı düşünülmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu …. Köyü 101 ada 121 nolu parselin tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak ve özellikle keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında ceza davalarına konu olan taşınmazın dava konusu 101 ada 121 sayılı parsel sınırları içerisinde değil, 101 ada 2 nolu orman parseli içerisinde kaldığı, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu sırasında ceza davalarının gözetilerek sözü edilen mahkeme kararına konu olan yerlerin Hazine adına orman niteliği ile tespit ve tescil edilen 101 ada 2 sayılı parselin sınırları içerisine alındığı, bu durumun orman parselinin edinme sebebi sütunun da açıklandığı, çekişmeli taşınmazın, üzerinde 30-40 yıllık incir ağaçları olan tarım arazisi niteliğinde bulunduğu saptanarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine 28.03.2013 günü oy birliği ile karar verildi.