YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3714
KARAR NO : 2010/1240
KARAR TARİHİ : 10.02.2010
Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi
Tarih : 13.11.2008
Nosu : 486-685
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile davalılardan …A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı … San. Ltd.Şti.nden satın aldığı seramiklerin havuz duvarlarına yapıştırılmasında kullanılan fermafleks isimli özel yapıştırıcının işlevini yerine getirmediğini, yüklenici olarak taahhüt ettiği havuz işini sözleşmeye uygun şekilde yapmamasından dolayı zarara uğradığını belirterek bayi ile üretici şirket olan davalıların 17.443.-TL. Tazminat ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … A.Ş. vekili, mahkemenin yetkili olmadığını, ayıptan dolayı 6 aylık dava zamanaşımının geçtiğini, seramik yapıştırma işinde fermafleks isimli yapıştırıcı kullanıldığının ispatlanamadığını, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı … İnş.San.Ltd.Şti. temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tespit dosyası, faturalar, bilirkişi incelemeleri, … İnş.san.Tic.Ltd.Şti.nin ortağının yazılı beyanı gibi delillerin incelenmesi sonucunda, kullanılan yapıştırıcı malzemenin ayıplı olduğunun anlaşıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüyle 17.126.16.-TL.nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı … A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı … A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde ayıptan dolayı 6 aylık dava zamanaşımının geçtiğini savunmuştur. Mahkemece sözkonusu savunmaya yönelik olarak değerlendirme yapılmadan ve karar yerinde bu husus tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Mahkemece, dava konusu yapıştırıcının ayıplı olduğu konusunda görüş bildiren 3 farklı bilirkişi raporuna yapılan itirazlar üzerine bu raporlara itibar edilmeyerek 13.2.2008 havale tarihli son rapor alınmıştır. Ancak mahkemece son alınan bilirkişi raporunda bildirilen malın ayıplı olmadığı yönündeki görüşe de itibar edilmeyerek önceki bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulmuştur. Bu durumda son bilirkişi raporuna itibar edilmediği takdirde mahkemece raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde yeni bir bilirkişi heyet raporu alınması gerekirken, eksik inceleme sonucunda itibar edilmeyen rapora esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının inclenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.2.2010. tarihinde oybirliği ile karar verildi.