YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12026
KARAR NO : 2013/3147
KARAR TARİHİ : 25.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı…. vekili, davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği …. Köyü ….. mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 1970 yılında … isimli kişiden müvekkili tarafından satın alındığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre davacı gerçek kişi adına tescili istemiyle davalı Hazine, davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Yargılama sırasında davacı ….. vekili tarafından asliye 4. hukuk mahkemesinde, çekişmeli taşınmazın 800 m² bölümünün davacı …’ın, 700 m² bölümünün ise …..ile müvekkili …..’ın zilyetliğinde olduğu iddiasıyla 700 m² bölümün müvekkili … adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, aralarında bağlantı bulunan davalar birleştirildikten sonra, davacı … tarafından açılan davanın REDDİNE, davacı … tarafından açılan davanın KABULÜNE, fen bilirkişisi Arif Kaya tarafından düzenlenen krokide (A) ile gösterilen 1916 m² işaretli taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … vekili, davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanuna göre 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1982 yılında 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 3 numaralı ekip tarafından yapılıp, 24.09.1982 tarihinde ilân edilen, 4785 sayılı Kanuna göre Devletleşen ve eski sınırlama dışında kalmış Devlet ormanlarında orman kadastrosu, tahdidi yapılan ormanlarda aplikasyon ve 1744 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 1987 yılında 5 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılıp 17.06.1988 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu işlemi 1980 yılında yapılmış ve sonuçları 27.11.1980 – 27.12.1980 tarihleri arasında ilân edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıl geçmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu belirlenerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamında toplanan deliller hüküm kurmaya yeterli ve elverişle değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın tescil harici bırakılma nedeni saptanmamış, dava tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenmesi suretiyle taşınmazın niteliği, konumu ve kullanım durumu kesin olarak belirlenmemiştir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; en eski tarihli ve dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları, varsa amenajman planı, orman tahdidi ve aplikasyon tutanakları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir.
Yukarıda açıklanan yönteme göre yapılacak araştırma sonunda, parselin orman olmadığı ve zilyetlikle iktisap edilecek yerlerden olduğu anlaşılırsa, bu defa davacı gerçek kişi ve müşterekleri yönünden 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tesbiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı; parselin öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın kim tarafından ve hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar-ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı; davacıların belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak olup olmadığı, varsa cinsi ve miktarı tapu ve kadastro müdürlüklerinden çekişmeli taşınmaz dışında, başka taşınmazlar için salt zilyetlik nedenine dayalı olarak açtıkları bir başka tescil davalarının bulunup bulunmadığı mahkemeler yazı işleri müdürlüğünden sorulup tesbit edilmeli, çekişmeli taşınmazın davacıların ortak murisinden kaldığının belirlenmesi halinde geçerli bir taksim bulunup bulunmadığı, davacı …’ın dava ettiği bölümünün davacı …’a dava dışı mirasçı Seher Bozel tarafından icarlanıp icarlanmadığı sorulup saptanmalı, geçerli bir taksimin bulunmaması halinde mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin işlemeyeceği nazara alınmalı; dava konusu taşınmazın 27.12.1980 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında tescil harici bırakıldığından zilyetlikle kazanımın ancak bu süreden sonra dayanan taraf ya da mirasçılar lehine sonuç doğuracağı gözetilmeli, tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli; oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı görülmüştür.
Kabule göre de davalı Hazine tarafından Medenî Kanunun 713/6 maddesine göre karşılık tescil talebi bulunduğu halde, bu konuda olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olmasıda doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … vekili ile davalılar Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 25/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.