YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7559
KARAR NO : 2010/4954
KARAR TARİHİ : 22.04.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 01.03.2006 tarihli bayilik sözleşmesine göre davalının müvekkili şirketin Erfelek bayisi olduğu, ancak davalının işyerinde sözleşme gereği müvekkili Milangaz AŞ.’ye ait ürünleri satması gerekirken başka firmaların ürünlerini sattığının tespit edildiğini, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini belirterek sözleşmenin 28.maddesi gereğince kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller doğrultusunda davalının yapılan tespit sonucunda işyerinde davacı şirketin ürünlerinden başka LPG ürünleri sattığı, bu hususun sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve haklı nedenle fesih nedeni oluşturduğu, davacının fesihte haklı olduğu, ancak davacı şirketin talep ettiği cezai şartın davalı tarafın gelir vergisi beyannamesindeki matrahı nazara alınarak fahiş ve davalının ekonomik anlamda mahvına neden olacağı gerekçesi ile talep edilen cezai şarttan indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Kural olarak TTK 24. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez. Ancak, kararlaştırılan cezai şart miktarının borçlunun iktisaden mahvına sebep olacak derecede yüksek olduğu hallerde cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay’ın oturmuş içtihatları gereğidir. Nitekim mahkemece bu gerekçelerle cezai şarttan indirim yapılmıştır. Ancak, tacir olan borçlu yönünden cezai şarttan indirim yapılabilmesi için borçlunun mali durumunun uzman bir bilirkişiye incelettirilmesi ve ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususlarının net olarak saptanması gerekir. Sadece vergi beyannamesi matrahı gözetilerek indirim yapılması doğru olmadığı gibi, indirimin de bilirkişi raporunda belirlenecek mali durum gözetilerek makul seviyede yapılması gerekir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına, BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.