YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8951
KARAR NO : 2011/10650
KARAR TARİHİ : 25.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili, karşı dava ile de artan kesime değer kaybı verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karşı davanın ise reddine karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davalılar vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davalılar vekili Av…. ile davacı vekili Av…. geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi kurulu raporları hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Taşınmazın arsa niteliğinde kabulüne dayanak yapılan dosya içerisindeki Belediye Başkanlığı yazısında dava konusu taşınmazın 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planı dışında olduğu, belediye mücavir alanı içerisinde bulunduğu, ulaştırma, sinekle mücadele ve çöp toplama hizmetlerinden yararlandığı bildirilmiş ise de, taşınmazın çevresinin meskun olup olmadığı, diğer belediye hizmetlerinden (ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, elektrik v.s) yararlanıp yararlanmadığı, beldenin gelişme istikametinde olup olmadığı, meskun mahalde bulunup bulunmadığı konularında yeterli bilgiye yer verilmemiştir.
Oysa; Bakanlar Kurulunun Yargıtay’ca kısmen benimsenen 28.02.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan bir taşınmazın arsa niteliğinde kabulü için, uygulamalı (genelde 1/1000 ölçekli) imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmış yerlerde bulunması esastır. Aynı karara göre, imar planında yer almayan bir taşınmazın, arsa sayılabilmesi için ise,
2011/8951-10650
belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskun olduğu veya meskun hale getirileceğinden sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanan ve meskun yerler arasında yer alması gerekir.
Taşınmazların belediye nazım imar (1/5000 ve daha büyük ölçekli) planı içinde ise, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.04.1998 gün ve 1996/3-1998/1 Sayılı Kararı uyarınca, bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, belediye merkezine uzaklığı, kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmek üzere araştırılmalıdır.
Bu hususlar Belediye Başkanlığından ve diğer ilgili mercilerden sorulup alınacak cevap yazılarına göre taşınmazların arsa niteliğinde olup olmadığı açıkça tesbit edilmeden arsa olarak değerlendiren rapora göre hüküm kurulması,
2-Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaş ve cinsine göre 2010 yılı itibarıyla rayiç fiyatları İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilip bilirkişi kurulu raporlarının denetlenmemiş olması,
Kabule göre de;
3-13.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6001 sayılı … Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un 22.maddesinin (1) nolu bendi “Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü karayolunun yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahiptir” ve aynı Kanun’un Geçici 1 maddesinin (5) nolu bendinde ise “Genel Müdürlüğün mülkiyetinde iken 5018 sayılı Kanunun Geçici 12 nci maddesi gereğince Hazineye devredilen taşınmazlardan satışı yapılmamış, başka kurum ve kuruluşlara tahsis edilmemiş ve devredilmemiş olanların mülkiyeti, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe devredilir” hükümlerini içermekte olup, bu yasal düzenlemeye göre kamulaştırılan taşınmazın davacı … yerine Hazine adına tesciline karar verilmesi,
4-Reddine karar verilen karşı dava için davada kendisini vekille temsil ettiren karşı davalı vekili yararına maktu tarifelere göre avukatlık ücreti hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı ve davalı yararına takdir edilen 825,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa, davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 25.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.