YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1062
KARAR NO : 2010/8718
KARAR TARİHİ : 08.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava ve ıslah dilekçesinde, 12.257.000.000 TL ve 25386,93 EURO eğitim ve öğretim masrafının davalılardan (kefillerin kefalet miktarı ile sorumlu olmak üzere) tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı … vd. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dairenin 22.09.2006 tarih 2006/6683-6721 sayılı kararı “bozma kararından sonra 08.07.2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 5535 sayılı “Bazı Kamu Alacaklarının Tahsili ve Terkinine İlişkin Yasa”nın 2. maddesi ile 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Yasasına eklenen geçici 53. madde hükmü somut olayda uygulanma olasılığı bulunduğundan bu yasa hükümlerinin değerlendirilip oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekeceğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 28.02.2006 gün ve 2006/180-1506 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan hususlardan dolayı yerel mahkeme kararının bozulmasına” şeklindedir. Davalı asıl borçlu 1416 Sayılı Yasa gereğince eğitim ve öğretim amacıyla yurtdışına gönderildiğine göre, 5535 Sayılı Yasa ile 1416 Sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 1. madde gereğince hakkında işlem yapılması gerekirken, değerlendirmede maddi hata yapılarak 1416 sayılı Yasa denileceği yerde 2547 Sayılı Yasaya eklenen geçici 53. madde gereğince işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir. Ancak, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davalı asıl borçlunun 5535 sayılı yasanın yayımı tarihinden itibaren 3 aylık süre içerisinde anılan yasadan faydalanmak için başvurduğu anlaşıldığına göre, 1416 sayılı yasa ve 2547 sayılı yasaya eklenen hükümler gereğince borcun hesaplama yöntemleri aynı olduğundan, davalı asıl ve kefiller hakkında bir hak kaybı olmayacağı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra, mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki;
1-5535 Sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Yasa ile 1416 Sayılı Yasaya eklenen geçici 1. maddesinde “Bu Kanun uyarınca mecburi hizmet karşılığı yurt dışına gönderilenlerden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, eğitimin herhangi bir aşamasında öğrencilikle ilişikleri kesilenler, öğrenim sürelerinin bitiminde mecburi hizmetlerini tamamlamak üzere görevlerine başlamayanlar, görevlerine başlayıp da yükümlü bulundukları mecburi hizmetini bitirmeden görevlerinden ayrılanlar ile göreve başladıktan sonra mecburi hizmetle yükümlü bulundukları süre içerisinde kadrolarıyla ilişiği kesilenlerden haklarında borç takibi işlemi devam edenler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvurmaları halinde, kendilerine döviz olarak yapılmış olan her türlü masraflar için, imzaladıkları yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi hükümleri dikkate alınmaksızın ve ilgililere ödeme yapma sonucunu doğurmaksızın, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki süreler için faiz uygulanmaksızın hesaplanacak tutarlarla yükümlü tutulurlar. Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 34 üncü maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınanların döviz borçları, ilgili adına fiilen ödemenin yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilân edilen efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek bunlar adına Türk Lirası olarak yapılan harcama tutarına eklenir. Bu şekilde hesaplanacak borç, sarf tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere tespit ve ilân edilen kanunî faiz işletilerek hesaplanır. Bu şekilde hesaplanacak borç miktarından ilgilinin bu zamana kadar yaptığı tüm ödemeler mahsup edilir; fazla ödenen tutar var ise ilgililere geri ödeme zorunluluğu doğurmaz. Kalan borç var ise ilgilinin durumu ve ödettirilecek meblağ dikkate alınarak azamî beş yıla kadar taksitlendirilebilir.” denilmektedir.
Somut olayda dosya içerisinde bulunan 13.09.1995 tarihli yüklenme ve kefalet senedi master dönemi için, 26.11.1998 tarihli yüklenme ve kefalet senedi ise doktora dönemi için verilmiştir. Buna göre yasanın getirdiği bu hüküm doğrultusunda davalı asıl borçlunun sorumlu olduğu borç miktarı hesaplanırken master dönemi ile ilgili olarak “ilgili adına fiilen ödemenin yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilân edilen efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek ve ayrıca Türk Lirası olarak yapılan harcama tutarına eklenir. Bu şekilde hesaplanacak borç, sarf tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere tespit ve ilân edilen kanunî faiz işletilerek hesaplanır” hükmünün dikkate alınması; doktora dönemi ile ilgili olarak ise “14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki süreler için faiz uygulanmaksızın hesaplanacak tutarlarla yükümlü tutulurlar” hükmü dikkate alınarak hesaplanması gerekirken, bu hususlara uyulmadan düzenlenen 08.07.2008 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemece hüküm kurulması,
2-5535 sayılı yasa, mükelleflerin sorumlu olacakları borcun hesaplanmasında yeni bir düzenleme getirdiği, kefillerin sorumluluğu açısından ise herhangi bir düzenleme getirmediği anlaşıldığına göre, 5535 sayılı Yasa gereğince güncellenen yeni borç miktarından davalı kefillerin kefalet senedindeki sorumlu oldukları dönemler ve miktarları da dikkate alınarak sorumlu tutulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile kefillerin güncellenen yeni borç miktarından sorumlu tutulmamış olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 08.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.