Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/2011 E. 2011/10079 K. 14.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2011
KARAR NO : 2011/10079
KARAR TARİHİ : 14.07.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit-tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … gelmiş, davalı taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü
.-KARAR-
Dava, kiralananın amacına uygun, kullanıma elverişli şekilde kiracıya teslim edilmemesi nedeniyle kira sözleşmesinin haklı nedenle feshi sonucunda, mecura yapılan işlerin bedeli ve mecurun kullanılamaması nedeniyle yoksun kalınan gelir kaybının tazmini ile kira sözleşmesi kapsamında verilen karşılıksız kalan, ancak icra takibine konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı … A.Ş ile … vekili, kiracı-davacının kira sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, taşınmaza yapmış olduğu işleri söküp götürdüğü gibi su, … aboneliği sözleşmelerini yaptırmadığını, sözleşmede ruhsat ve izinlerin resmi dairelerden alınamaması durumunda tarafların birbirlerinden tazminat talep edemeyeceklerinin hüküm altına alındığı halde ve ayrıca davacının mecuru ikinci kez kiraladığından mecurla ilgili her şeyi bildiğini, davalı …’ın ise davalı … A.Ş’nin çalışanı olup, işçi alacağına karşılık davaya konu bononun ciro edilip verildiğini, üçüncü kişilerin ileri süreceği defilerin muhatabı olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemce yapılan yargılama sonucunda; BK’nun 249. Maddesi hükmüne göre kural olarak kiralayanın, kiralananı, kiracının kullanımına uygun şekilde teslim ve kira müddeti zarfında bu halde bulundurmakla mükellef olduğu, ancak kiracının da kiralanandaki ayıbı bilmesi sebebiyle müterafik kusuru bulunduğunun kabulü gerektiği, taraf şirketler arasındaki kira sözleşmesinin 7. Maddesinde, ruhsat ve izinlerin resmi dairelerden alınmaması durumunda tarafların birbirlerinden tazminat talep etmeyeceklerinin düzenlenmiş bulunmasına göre davacı-kiracı şirketin gelir kaybı nedeniyle tazminat talep etmeyeceği, davacı şirketin mecura yapmış olduğu imalatların bir kısmını götürmesi nedeniyle mecurda kalan yatırımın 15.248,00 TL olup, bu tutarda davalının sebepsiz zenginleştiği, davacı yanın yapılan işlerin bedelini 10.080,00 TL olarak 29.05.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile beyan ettiği, mecurun iskan izni bulunmadığı açık ise de, davacı şirketin aynı mecura ilişkin ikinci kez sözleşme yapmış olması, binada inşaat yapması, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ile, davacı şirketin mecurun iskan izni bulunmadığını bildiği ya da en azından bilmesi gerektiği, basit bir araştırma ile de zaten bu hususun anlaşılacağı, bu nedenle BK’nun 43/1, 44/2’nci maddelerinin kıyasen uygulanması ve dürüstlük kuralı da gözetilerek somut olayın özelliğine göre davacı yanın müterafik kusuru da dikkate alınarak mahkemece belirlenen 15.248,00 TL değerden %50 oranında indirim yapılarak davalı şirketin yapılan işlerin bedelinden 7.624,00 TL sorumlu olacağı sonucuna varıldığı, icra takibine konu borçluları davacılar, lehtarı ve cirantası davalı şirket, hamili davalı … olan bononun davacıya iadesi gerektiği halde davalı şirketin çalışanı olan …’a bonoyu ciro etmesinde kusurlu bulunduğu, ancak takip alacaklısı davalı …’ın takipte haksız ve kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından bu davalı hakkındaki davanın yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, yapılan işlerin bedeli olan 7.624,00 TL’nin 29.04.2001 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalı şirketten alınıp davacı şirkete verilmesine yapılan işlerin bedeli olarak fazla istemin ve gelir kaybına ilişkin tazminat isteminin reddine, davaya konu bonodan dolayı davacıların davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine, bu bonoya yönelik diğer davalı … hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. İcra takibine ve davaya konu bononun kira bedeli karşılığı olarak davacılar tarafından davalı şirkete verildiği ve bononun bedelsiz kaldığı mahkemenin kabulündedir. Yine davalılar vekilinin cevap dilekçesi ve mahkemenin kabulünde olduğu gibi davalı …, davalı şirket çalışanı olup, davalı şirket cirosu ile bononun hamilidir. Bu durumda bononun bedelsiz olduğunun davalı … tarafından bilindiği, bononun muvazaalı olarak bu davalıya ciro edildiği ve …’ın kötüniyetli hamil olduğunun kabulü ile bu davalı yönünden de davacıların bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 825,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.