Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/13684 E. 2012/4765 K. 22.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13684
KARAR NO : 2012/4765
KARAR TARİHİ : 22.03.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili tarafından keşide edilen 24/07/2008 tarihli 5.000,00 TL bedelli çekin Bakırköy 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/634 E. 2008/921 K. Sayılı kararı ile zayi nedeniyle iptaline karar verildiği ve karara göre yetkili hamil … vekiline müvekkilinin iyiniyetli keşideci sıfatıyla ödeme yaptığını, ancak ödeme yapılan çeke istinaden müvekkili aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün 2009/26 E. Sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi yapıldığını belirterek bu takip dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu çeki düzgün bir ciro silsilesi ile devralan iyiniyetli son hamil olduğunu, çek iptali kararı alan dava dışı …’ın dava konusu çekteki ciro silsilesinde yer almadığını ve bu şahsa keşideci tarafından yapılan ödemenin müvekkilini ilgilendirmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre dava konusu çekin zayi olduğuna ilişkin Bakırköy 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/634 E. 2008/921 K. sayılı kararının Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1274 E. 2010/591 K. Sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalının meşru hamil olduğu ve keşideci tarafından şahsi defilerin iyiniyetli meşru hamile karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, çek keşidecisi olan borçlunun kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptal kararını alan kişiye çek bedelini ödemesinin kendisini borçtan kurtarıp kurtarmayacağı noktasında toplanmaktadır.
TTK.nun 563/1. maddesi uyarınca, “kıymetli evrak zayii olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.” “iptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da dermeyan veya yeni bir senet ihdasını talebedebilir” (TTK.m.564/1).
TTK.nun 558/II. maddesine göre, “hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vadenin hulülünde senedin mahiyetine göre alacaklı olduğu anlaşılan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur.”
İptal kararını alan kişi, (iptal kararının davacısı) borçludan, kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmasını isteyebilmek hakkını kazanmaktadır. İptal kararının etkileri hak sahipliğinin teşhisi meselesine ilişkindir. Kararın maddi hukuk yönünden herhangi bir etkisi yoktur. Bu kararla, senedi elinde bulunduran üçüncü şahsın hakkının sona erdiği, onun yerine artık bundan böyle davacının hak sahibi olduğu sonucuna da varılamaz. İptal kararı, iptal olunan senet yerine kaim olan bir senet mahiyeti taşımamaktadır. İptal kararı sadece, davacının senedi ibraz edememesine rağmen hak sahibiymiş gibi kabul edilme imkanı vermektedir. Borçlu, iptal kararı hamiline iyiniyetli ödemede bulunduğu takdirde ödemede bulunduğu şahıs gerçek alacaklı olmasa dahi, mevcut iptal kararına güvenerek yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur (TTK.m.558/2). Ancak davacının gerçek alacaklı olmadığını bildiği veya bu hususta hileli davrandığı kabul edilebildiği takdirde, yaptığı ödemenin borçluyu borcundan kurtarması mümkün değildir.
Borçlunun, iptal kararı hamiline iyiniyetle ödemede bulunması kendisini borçtan kurtaracağından ödeme yapıldıktan sonra senedi elinde bulunduran ve gerçek hak sahibi olduğunu tespit ettiren kişi, iptal kararı hamiline karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre başvurabilir ve ödenen meblağın kendisine verilmesini isteyebilir.
Somut olayda borçlunun iptal kararı hamiline kötüniyetle ödeme yaptığı ispatlanamadığından mahkemece uyuşmazlığın yukarıdaki ilkeler çerçevesinde değerlendirilip, çözümlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.