YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/953
KARAR NO : 2010/3333
KARAR TARİHİ : 24.03.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller …, …, … Tur.Tic.A.Ş. ve … vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, deneyim eksikliği ve yönetim hatalarından dolayı müvekkili şirketin borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesine göre şirketin ıslahının mümkün olduğunu belirterek davalının iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin konularında uzman olmaları, raporda belirtilen tespit ve değerlerin dosyadaki delillerle çelişmemesi, iyileştirme projesi kapsamında iflasın ertelenmesi halinde mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğu belirtilerek davacı şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahiller …, … Bankası, …, … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece iflasın ertelenmesi talebi hakkında verilen hüküm temyiz eden müdahiller … Bankası vekiline 3.11.2009, … A.Ş. vekiline 30.10.2009, … A.Ş. vekiline ise 27.10.2009’da tebliğ edildiği hâlde, temyiz dilekçeleri İİK.nun 164.maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra … Bankası vekilince 16.11.2009, … A.Ş. vekilince 12.11.2009, … A.Ş. vekili tarafından ise 10.11.2009 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihatı Birleştirme Kararına göre Yargıtay’ın da bu konuda karar verebileceği kabul edilmiş olmakla, anılan müdahiller vekillerinin temyiz istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Yargılama sırasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda iflasın ertelenmesi için gerekli koşulların oluştuğu yönünde görüş bildirilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir. Ancak iflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydî değerlerin değil, tüm varlıkların rayiç değerlerinin esas alınması ve bu rayiç değerlerin de mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, davacının sunduğu bilançoda kayıtlı değerler üzerinden amortismanlar düşülerek borca batıklığın saptanması suretiyle iflâsın ertelenmesi kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 3.000.000. TL’lik sermayenin 1.600.000. TL’sinin ödendiği, bakiye 1.400.000. TL’nin ise ödenmediği belirtilmiştir. Bu durumda iflâsın ertelenmesi talebinin samimi olduğu kabul edilemeyeceği gibi somut olay bakımından şirket ortaklarının da ayrıca iflâs etmeleri karşısında iflâsın ertelenmesine hükmedilmesi doğru değildir.
4-İyileştirme projesinde, davacının işletme sermayesinin yetersiz olduğu ve dış kaynak ihtiyacının şirkete ortak bulunması yoluyla giderilmesinin öngörüldüğü belirtilmiş olmasına rağmen, dosya içeriğinde yeni ortak alımına ilişkin somut bir gelişme olduğuna dair deliller gösterilmeden, söz konusu projenin ciddi ve inandırıcı olarak değerlendirilmesi isabetsizdir. Özellikle müdahiller vekillerinin itirazları da karşılanmak suretiyle iyileştirme projesinde öngörülen somut tedbirler çerçevesinde; dış kaynak sağlamaya yönelik olarak yeni ortak arayışının ayrıntıları ile analiz edilmesi gerekli olup, soyut ve genel öngörülere dayanılması usul ve yasaya aykırıdır.
5-10.12.2009 tarihli kayyım raporunda; şirketin faaliyet gösterdiği … Köyündeki tesislere gidildiğinde bu tesislerde faaliyet olmadığı, çalışan bulunmadığı, kapıların dahi kapalı olduğu belirtilmiştir. Islahı öngörülen şirketin tek faaliyet alanı olan söz konusu tesisin kayyım raporunda tespit edilen durumu karşısında sunulan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının anılan kayyım raporu da gözetilerek değerlendirilmesi zorunludur. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporu da yeterli incelemeyi içermemekte, Yargıtay denetimine elverişli ve ayrıntılı bir gerekçeyi ihtiva etmemektir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, alanında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olup, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle müdahiller … Bankası, … A.Ş, ve … vekillerinin temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerden dolayı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.