Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/8440 E. 2010/2636 K. 11.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8440
KARAR NO : 2010/2636
KARAR TARİHİ : 11.03.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın kısmen kabulüne, yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı karşı davalı vekilince duruşmalı davalı karşı davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı karşı davalı … ve vek.Av…., diğer davacılar vek.Av…. ile davalılar ve karşı davacılar vek.Av…. gelmiş, Fer’i Müdahil adına kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Yargılamaya son veren ve hakimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara nihai karar denir. Hakim, nihai karar ile o davadan elini çeker verdiği karardan dönemez ve onu değiştiremez.
Dava dosyasının son oturumunda taraf vekillerinin yüzüne karşı tefhim edilen kısa kararın (3.) satırında “icra inkar isteklerinin kabulüne” şeklinde hüküm oluşturulmuş, aynı günlü hakim, katip, mübaşir imzalı olarak düzenlenen tutanakla “taraf vekillerinin huzuru ile gerekçeli kararın hakim tarafından “icra inkar tazminatı isteklerinin reddine” ifadesi kullanıldığı halde, katip tarafından sehven duruşma zaptına icra inkar tazminatı isteklerinin kabulüne yazıldığı, kararın imzalanmasından, taraf vekillerinin ayrılmasından sonra yapılan incelemede fark edildiği” belirtilip kısa kararın (3.) satırındaki “kabulüne” kelimesinin üzerinin çizilip, yerine “reddine” sözcüğünün yazılıp, bu düzeltinin sadece hakim tarafından imzalandığı, taraf vekillerinin imzasının bulunmadığı görülmektedir.
Bu hal yukarıda açıklanan kurala ve HUMK.nun 381/2.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararın (3.) satırında “icra inkar tazminatı isteklerinin kabulüne” denildiği halde, gerekçeli kararda asıl dava için hükmün (5.) paragrafında “icra takibi bulunmadığından ve takibin durması söz konusu olmadığından icra inkar tazminatına yer olmadığına,” karşılık dava için (8.) paragrafında “karşılık davacının kötüniyet tazminatı isteminin yasal koşulları bulunmadığından reddine” denildiğinden 10.4.1992 gün, 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ile davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 750.00’şer TL duruşma vekalet ücretinin yek diğerinden alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin harçların istek halinde iadesine, 11.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.