YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/926
KARAR NO : 2013/4011
KARAR TARİHİ : 04.03.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı alacaklı 05.07.2006 tarihli takip talebinde 234.000 TL asıl alacak, 392.223 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 626.223 TL’nin tahsilini istemiş, borçlu borcun tamamına itiraz etmiş, davacı vekili 24.11.2006 tarihli dava dilekçesinde harca esas değer olarak asıl alacak miktarı olan 234.000 TL’yi gösterip, itirazın iptalini talep etmiştir. Davacı vekili 05.05.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak miktarını 380.581,50 TL’ye yükseltmiştir. Davacı alacaklı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tuttuğu için ıslah yoluyla takip konusu yaptığı ancak dava konusu yapmadığı alacağın tahsilini isteyebilir. Ancak, bu durumda ıslah talebinin borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde yapılması gerekir. Davacı alacaklının ıslah talebi öngörülen sürede yapılmadığından ve hak düşürücü olan bu süre re’sen gözetileceğinden ıslahla arttırılan miktar yönünden talebin reddi gerekirken kabulü isabetsizdir.
Öte yandan, davacı alacaklı ıslah talebiyle alacak miktarını toplamda 380.581,50 TL’ye yükseltmiş iken bu talebi aşacak şekilde hüküm kurulması da kabul şekli itibariyle usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.03.2013 gününde bozma da oybirliğiyle bozma gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İtirazın iptali davası takip hukukuna özgü bir tahsil davası olup, dayandığı takip dosyası gözetilerek hüküm kurulmalıdır. Davacı alacaklının takip konusu yaptığı alacak niteliği itibariyle bölünebilir ise de davacının takip konusu yaptığı ve davalıların itiraz ettiği alacak miktarı belirlidir. Bu nedenle kısmi davaya konu edilemez. Kısmi davaya konu edilemeyecek bir alacağın ıslah yoluyla artırılması da mümkün değildir. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm bozulmalıdır. Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma kararına açıkladığımız gerekçelerle muhalifim.