YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6547
KARAR NO : 2011/6592
KARAR TARİHİ : 27.10.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 76 parsel sayılı 1327.58 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, irsen intikal, ifraz ve taksim nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın 3573 sayılı Kanun gereğince verildiği ve niteliğinin değiştirilemeyeceği, taşınmazın kagir ev, dam ve zeytinlik olarak niteliğinin değiştirildiği iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın zeytinlik niteliğini kaybederek 3573 sayılı Yasa’daki tahsis amacına uygun olarak kullanılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı, usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz ve komşusu olan 102 ada 75, 77, 78, 79 ve 80 parsel sayılı taşınmazlar bir bütün olarak 3573 sayılı Yasa’ya göre zeytinlik olarak davalı tarafın murisi İbrahim Yüksel adına tahsis edilmiş, yasada öngörülen koşulları gerçekleştirmesi nedeni ile de adı geçen şahıs adına tapuya tescil edilmiştir. Kadastro tespiti sırasında sözü edilen diğer parseller zeytinlik niteliği ile zilyetleri adına tespit ve tescil edilmiş, dava konusu taşınmaz ise kargir ev, dam ve zeytinlik niteliği ile zilyedi davalı adına tespit edilmiştir. Hazine 3573 sayılı Yasa’nın 3. maddesi ve Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin 15. maddesine dayanarak, taşınmazın niteliğinin değiştirilmiş olduğunu ileri sürmek suretiyle tespitin iptalini istemiştir. 3573 sayılı Kanun’un 3/son maddesinde “bu yasa kapsamında verilen yerlerin hiçbir şekilde veriliş amacı dışında kullanılamayacağı, miras dahil hiçbir şekilde bölünemeyeceği ve veriliş tarihindeki yüzölçümünün küçültülemeyeceği, aksi takdirde Hazinece geri alınacağı”, yönetmeliğin 15.maddesinde ise “bu yasaya göre devredilen taşınmazların siciline verilen şerhe uymayanlara verilen tapuların Hazinece geri alınacağı” öngörülmüştür. Hazinenin davası, zeytincilik parseli olarak tahsis edilen ve şartları gerçekleştikten sonra tapu kaydı ile mülkiyeti devredilen taşınmazın daha sonra niteliğinin değiştirilmesi nedeni ile iş bu tapu kaydının iptali istemine yöneliktir. Bu durumda, dava mülkiyete ilişkin olmayıp mülkiyete esas olan tapu kaydının geri alınması istemini içerdiğinden yenilik doğrucu hakka ilişkindir. Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinde, Kadastro Mahkemelerinin bakamayacağı davalar sıralanırken “Mahkemeden yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili isteklerin” incelenmesinin Kadastro Mahkemesinin görevi dışında olduğu kabul edilmiştir. Hal böyle olunca davaya konu uyuşmazlığın çözümü genel mahkemelerin görevine girmekte olduğundan mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve taşınmazın kadastro tespit tutanağının, olağan usule göre kesinleştirilme işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.