Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/11917 E. 2010/16528 K. 21.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11917
KARAR NO : 2010/16528
KARAR TARİHİ : 21.12.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, borçlu olmadığının tespiti ile hakkında yapılan icra takibinin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının üç yıl süreyle davalı sitenin yöneticiliğini yaptığını, 04.06.2006 tarihinde yöneticiliği bıraktığını, yöneticilik yaptığı dönemde bir takım gelirleri zimmetine geçirdiği iddiasıyla Kocaeli 3. İcra Müdürlüğü’nün 2006/9741 esas sayılı dosyası ile hakkında icra takibi yapıldığını, tatilde olduğu bir dönemde tebligatlar yapılarak takibin kesinleştirildiğini, dairesinin haciz edilmesi aşamasında takibi öğrendiğini, takibin dayanağını oluşturan Hesap Tetkik Komisyonu raporunun dayanağının bulunmadığını, zimmetinin söz konusu olmadığını ileri sürerek takibe konu alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiş, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda doğalgaz ve elektrik faturalarının ödenmemesinin yöneticinin zimmetinde olduğu anlamına gelmeyeceğini belirtmesi üzerine mahkemece davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığına karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasası’nın 35. maddesinin (e) bendine göre yönetici “anagayrimenkulün yönetimiyle ilgili diğer bütün ödemelerin kabulü, yönetim dolayısıyla doğan borçların ödenmesi ve kat malikleri tarafından ayrıca yetkili kılınmışsa, bağımsız bölümlere ait kiraların toplanması”ndan sorumludur. Aynı Yasanın 39. maddesine göre de “Yönetici, yönetim planında yazılı zamanlarda eğer böyle bir zaman yazılmamışsa her takvim yılının birinci ayı içinde kat malikleri kuruluna, anagayrimenkul dolayısıyla o tarihe kadar elde edilen gelirlerin ve yapılmış olan giderlerin hesabını vermekle yükümlüdür”. Mahkemece davacı ve davalı tarafın tüm delilleri toplanarak anataşınmaza ait bütün defter, fatura, harcama makbuzları vs. gibi belgeler temin edilerek uzman bilirkişice davacının yönetici bulunduğu dönemde elde edilen gelirler ve giderler karşılaştırılmalı, buna göre davacının uhdesinde para kalıp kalmadığı belirlenmeli, faturaların ödeme dönemlerinde apartman kasasında ya da hesabında giderleri karşılayacak miktarda yeterli para bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, yeterli para bulunmasına rağmen faturalar ödenmemiş ise bunun oluşturduğu ceza ve faizlerden davacı sorumlu tutulmalı, aksi halde bir sorumluluğunun olmadığına karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda belirtilen konularda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü yolunda karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.