YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2386
KARAR NO : 2010/8087
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi
Tarih :29/04/2009
Nosu : 407/140
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın hak düşürücü süre yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, takip ve dava konusu senedin müvekkilinin rızası hilafına müvekkilinden zor kullanılarak tehditle alındığını, karşılığı bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkilinin dava konusu senedi ciro yoluyla edinen iyiniyetli 3.kişi olup temel borç ilişkisinden kaynaklanan şahsi def’ilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, BK’nun 31.maddesine göre, hata veya hile ile yahut ikrah ile yapılan akit ile yükümlü olmayan taraf, bu akti ifa etmemek hakkındaki kararını diğer tarafa beyan yahut verdiği şeyi istirdat etmeksizin bir seneyi geçirir ise yapılan işleme icazet vermiş sayılır, bu süre hak düşürücü süre olup, yargılamanın her aşamasında karşı yanca ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden göz önünde bulundurulması gereken süre olduğu, ikrah halinde bir yıllık sürenin ikrahın sona erdiği günden itibaren başlaması gerektiği, davacının kendisinden zorla senet aldığını ileri sürdüğü davadışı … aleyhine açtığı boşanma davası sonucu 29.03.2005 tarihinde boşanmalarına karar verildiği, kararın aynı tarihte temyiz edilmeksizin kesinleştiği, belirtilen tarihlerden sonra 1 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 19.10.2007 gününde işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının rızası hilafına, zor kullanılarak,tehditle alınan ve karşılığı bulunmayan bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, hukuki dayanağını İİK’nun 72.maddesi oluşturmaktadır. Mahkemece tehdit iddiası yönünden değerlendirme yapılmış ise de diğer dava sebepleri üzerinden durulmamış ve inceleme yapılmamıştır.
Davalı, bonoya ciro yolu ile hamil olduğuna göre, davacının, lehtara karşı ileri sürebileceği def’ileri hamil olan davalıya karşı ileri sürebilmesi için, TTK’nun 599.maddesi uyarınca davalının, senedi iktisap ederken, davacının borçlu olmadığını bile bile hareket ettiğini, yani kötüniyetli hamil olduğunu kanıtlaması gerekir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulup, tartışılmadan ve yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.