YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/805
KARAR NO : 2013/3320
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 01/10/2013 gün ve 2012/8072 – 10974 sayılı ilâmıyla bozulmasına ve onanmasına karar verilmiş, süresi içinde Hazine tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
…. Köyü, 334 ve 344 sayılı parseller, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, 345 parsel ise, Mayıs 1932 tarih 38 sıra nolu tapu kaydına dayanılarak tarla niteliğiyle davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiştir.
Yerel mahkemenin 28.05.2001 gün ve 1991/639-193 sayılı, Hazine tarafından tapu miktar fazlasının, kaçak ve yitik kişilerden kaldığı Hazine adına tescili için açılan davanın kısmen kabulüne, çekişmeli ….. Köyü, 334, 344 ve 345 sayılı parsellerin tesbitinin iptaline, 334 ve 344 sayılı parsellerin tamamen, 345 sayılı parselin ise, (A) ile gösterilen 12600,00 m² bölümünün tespitteki vasıf ile Hazine, krokide (B) ile gösterilen 4000,00 m² bölümünün ise davalılar … ve … adlarında tapuya tescillerine ilişkin kararı, davacı Hazinenin tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01.10.2012 gün ve 2012/8072-10974 sayılı kararı ile davacı Hazinenin temyize konu 345 parsel sayılı taşınmazın krokide (B) ile gösterilen 4000,00 m² bölümüne yönelik temyiz itirazları “uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada (B) ile gösterilen bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu, adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalmadığının belirlendiği” gerekçesiyle red edilmiş, davalı gerçek kişilerin temyize konu 345 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) ile gösterilen 12600,00 m² bölümün yönelik temyiz itirazları kabul edilerek bu bölüme ilişkin karar “ mahkemece yapılan tapu uygulaması yetersiz olduğu, şöyle ki, dayanılan tapu kaydının mahkeme kararında değinildiği gibi gayri sabit sınırlı olmadığı, …. ve …..olarak gösterilen hudutları taşınmaza uyduğu ve sabit sınırlar olduğu, ancak; tapu kaydının kişi ismi ile gösterilen….. sınırının yerel bilirkişi tarafından …. elindeki taşınmaz olarak beyan edilmesine rağmen, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen krokide bu husus gösterilmediği için bilirkişi beyanı denetlenemediği, ayrıca; çekişmeli taşınmazın çevresinde orman ve mera nitelikli taşınmaz bulunmadığı halde, tapu miktar fazlasının zilyetlikle kazanabilecek yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanabilecek yerlerden olduğu takdirde, davalı kişiler yararına zilyetlikle kazanım koşullarının bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulamayacağı, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davalı tarafın tutunduğu ve tespite esas Mayıs 1932 tarih 38 sıra numaralı tapu kaydının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilerek uygulanması ve çekişmeli taşınmazın bu tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığının yöntemince belirlenmesi, tapu kapsamı dışında kalan bölümler yönünden zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Bu kez, davacı Hazine, çekişmeli …. Köyü 345 sayılı parsele ilişkin Dairenin onama bozma kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının, davalarının kabulüne karar verilmek üzere bozulmasını istemişlerdir.
Dairenin onama ve bozma kararında, çekişmeli ….. Köyü 345 sayılı parselin tesbitine esas alınan tapu kaydının tesis ve tedavülleri ile getirtilerek yöntemince uygulanmadığı, kayıt miktar fazlası yönünden zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemince araştırılmadığına değinilip, parselin (A) ile gösterilen 12.600,00 m2 yüzölçümündeki bölüme ilişkin hüküm bozulurken, diğer taraftan, tapu kayıt miktarı kadar olan 345 sayılı parselin (B) ile gösterilen 4.000,00 m2 yüzölçümündeki bölümü için davalı gerçek kişiler yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşulunun oluştuğu kabul edilerek çelişki yaratılmıştır.
O halde mahkemece; öncelikle, çekişmeli parselin tesbitine esas alınan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren cins ve miktar değişikliklerini evrakı müsbitesi ile birlikte içeren tam tedavülleri ve revizyonları getirtilmeli, kök tapu itibarile tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsellerin tesbit tutanakları ile tesbitleri kesinleşmişse bu yolla oluşan tapu kayıtları, itirazlı olan ya da hükmen kesinleşenlerin bu yolla oluşan tapu kayıtları, bu revizyonları dıştan çevreleyen parsellerin tesbit tutanakları ve dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları, çekişmeli parselin bulunduğu yere ilişkin en eskisinden en yenisine bulunabilen tüm memleket haritaları ve hava fotoğrafları, ilgili yönetimlerden getirtilmeli,
Dayanılan tapu kayıtları ile vergi kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri ve sabit noktaları ve sınırları bilecek ve bu davalar ile ilgisi olmayan, yeterince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tesbit edilmeli, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimleri taraflardan istenmeli, önceki keşiflere katılmamış üç uzman orman bilirkişi ve üç ziraat uzmanı bilirkişi ile bir harita mühendisi ve bir fen elemanı bilirkişinin ismi yöntemince belirlenmeli, bu bilirkişilere tarafların itirazları olursa değerlendirilerek, gerektiğinde onların yerine başkaları seçilmeli,
Daha sonra mahkemece, getirtilen memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planlarıı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve harita mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; parselin bir birinden farklılık arz eden bölümleri ayrı yarı ele alınarak, bu bölümlerin toprak yapısı, bitki örtüsü, üzerindeki ağaçların cinsi, yaşı ve sayısı, kapalılık oranı, hakim ağaç türü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, hangi fotoğrafın taşınmazın hangi bölümüne ya da sınırına ait olduğu üzerine yazılıp onaylanarak dosyaya eklenmeli, orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritalarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, Orman sayılmayan bölümler yönünden bu yerlerin tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, kalmıyorsa ise zilyetlikle edinilecek yerlerden olup olmadığı, öyleyse zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yöntemince saptanmalıdır. Bu cümleden; davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm tesis ve tedavülleri yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanmalı, yerel bilirkişi sözleri komşu parsel kayıtları ve dayanakları ve memleket haritalarındaki mevki isimleri ve yer isimleri okunarak denetlenmeli, bilinmeyen sınırlar konusunda taraflara tanık dinletme olanağı verilmeli, değişebilir nitelikte nokta sınır içerip içermediği üzerinde durularak, bu tür kayıtların kapsamının 3402 sayılı Kanunun 20/C madde hükmüne göre kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı da gözetilerek, 3402 sayılı Kanunun 20 ve 21. maddeleri gereğince uygulama yapılmalı, sabit sınırların neresi olduğu irdelenip tartışılarak, bu sabit sınırlar ile bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak, uygulanıp, tapu ve vergi kayıtlarının sınırları ve yüzölçümü ile geçerli kapsamı tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmeli, harita mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişilere tapu kaydının sınırları itibariyle kapsadığı alanı ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını ayrı ayrı gösteren ayrı renkli kalemlerle işaretli müşterek imzalı kroki düzenlettirilmeli; düzenlenen bu rapor ve krokiler aynı nitelikteki tüm dava dosyalarına konulmalı,
Çekişmeli parselin tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı dışında kalan bölümlerinin zilyetlikle yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, torağın derinliği, eğim, bitki örtüsü, üzerindeki muhdesat ve ağaçların cinsi sayısı, sulama ve yağışa göre verimlilik, konularında detaylı rapor alınmalı;
Zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kimin tarafından kaç yıl süreyle, ne şekilde zilyet edildiği, bu zilyetliğin taşınmazın ekonomik amaca uygun olup olmadığı sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar iddia sahibi olan davacı ya da davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki doğacak olursa, bu çelişkiler, tesbit bilirkişileri de dinlenmek suretiyle giderilmeli 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, bu kişiler yanında, (murisler ve bayiiler) yönünden de aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Hazinenin karar düzeltme isteminin KABULÜ ile Dairenin 01.10.2012 gün ve 2012/8072 – 10974 sayılı, Kargaçayırı Köyü 345 sayılı parsele ilişkin onama -bozma kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan aynı nedenlerle yerel mahkemenin 28.05.2001 gün ve 1991/639 – 193 sayılı çekişmeli Kargaçayırı Köyü 345 sayılı parsele ilişkin hükmünün BOZULMASINA 26.03.2013 günü oy birliği ile karar verildi.