YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8485
KARAR NO : 2010/4319
KARAR TARİHİ : 13.04.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili banka bünyesinde devren birleştirilen … A.Ş. ile davalı … İnş.San. ve Tic.A.Ş. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, diğer davalıların da sözleşmelere müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, edimlerini yerine getirmeyen borçlulara hesabın kat edildiğinin ihtarname ile bildirildiğini, mer’i teminat mektubu bedelinin deposu ile komisyon alacaklarının istendiğini, ödeme yapılmadığından icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazların iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının takip ve dava hakkı olmadığından husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tarafları aynı olan ve aynı alacak hakkında ilamsız icra takibi ve vaki itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını, yargılama sonucunda karar verildiğini, ayrıca İdare Mahkemelerinde derdest dava dosyaları bulunduğunu, davacıya borçlarının bulunmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, davalıların icra dosyasına yaptıkları itirazların iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatı 2.403.10.-TL.nin davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporuna karşı davalı yan, gerekçeleri de belirtilmek suretiyle itirazda bulunarak bilirkişiden ek rapor alınmasını istemiştir. Talep doğrultusunda rapor alınmaması HUMK.nun 283 ve 284. maddesi hükümlerine uygun düşmediği gibi, hesap kat ihtarının kefillere tebliğ edilmediği, temerrüdün takip ile başlayacağı gözetilmeden, kredi sözleşmesindeki kefilin durumunu ağırlaştırıcı mahiyetteki hükümlere atıf yapılarak borçtan sorumluluğunun tespitine gidilmesi de isabetli değildir.
Öte yandan 492 Sayılı Harçlar Kanununun 5766 Sayılı Kanunun 11.maddesinin (ç) bendi ile değişik 123. maddesinde davacıya tanınan harç muafiyeti nedeni ile davanın kabulü oranında davalı tarafa nispi karar harcının yükletilerek hazineye gelir yazılması gerekirken, dava konusu işlemin harçtan müstesna kılındığı gerekçesiyle harç alınmasına yer olmadığına dair karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.