Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/7391 E. 2022/304 K. 12.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7391
KARAR NO : 2022/304
KARAR TARİHİ : 12.01.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davası hakkındaki Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 01/11/2018 tarih 2018/İHK 9417 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 14.01.2017 tarihinde davalının …’si olduğu aracın yaya olan müvekkiline çarptığını ve müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep dava etmiş, ıslah ile talebini 132.511,65 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre başvuranın talebinin kabulüne, ödenmesi kararlaştırılan 132.511,65 TL’nin 25.10.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile sigortacıdan tahsiledilerek başvurana verilmesine
karar verilmiş; bu karara davacı vekili ve davalı vekili, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalının vaki itirazlarının reddine, davacının yaptığı itirazın kabulü ile 09.07.2018 tarih 2018/7506 E. 2018/45101 K. Sayılı kararın 4 numaralı hüküm fıkrasının kaldırılarak aşağıdaki gibi yeniden tesisine, kararın geri kalan kısmının aynen infazının devamına “4. Başvuran vekilinin kendisini vekil ile temsil ettirmesi nedeni ile, karar tarihi itibari ile yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi ve Sigortacılık Kanunun 30. Madde/17. Fıkraya göre kabul edilen miktar üzerinden 13.350,00 TL vekalet ücretinin …den alınarak başvuran …’e verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, itiraz hakem heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra da Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; 14/01/2017 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak hükme esas alınan Balıkesir Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen raporda, davacının maluliyeti %90 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellerin kullanılması gerekirken, raporun hangi yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığı belli değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, Adli Tıp Kurumu veya en yakın üniversite hastanesinin adli tıp ana bilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3- Kaza tespit tutanağında;davacının KTK 68/1b-1 (yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerdeki geçitleri kullanmamak) maddesini ihlal ettiği, araç sürücüsü Ahmet Onur Yalçın’ın KTK 52/1a (araçların hızını yaya geçitlerine girerken azaltmamak) maddesini ihlal ettiği belirtilmiş olup, aktüer bilirkişi tarafından araç sürücüsünün %25 kusurlu olduğu kabul edilerek rapor düzenlenmiş ve bu rapor hükme esas alınmış ise de kusur tespiti açısından yapılan inceleme ve araştırma yetersizdir.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince, ceza soruşturma evrakları ile kusur bilirkişi raporu varsa temin edilerek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile kaza tespit tutanağı ve eldeki dosyada bulunan evrakların tamamı birlikte irdelenerek tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan 21/05/2018 tarihli aktüer bilirkişi raporunda; TRH 2010 erkek yaşam tablosu verileri kullanılarak hesaplama yapıldığı belirtilmiş ise de işleyecek aktif dönem ile işleyecek pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri açık bir şekilde yazılmamış olup denetime olanak sağlamamaktadır.
Bu durumda; daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden davacının TRH 2010 tablosuna göre bakiye ömür süresi belirlenip, işleyecek aktif dönem ile işleyecek pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri açık bir şekilde belirtilmek suretiyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınması gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanunu 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinde “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) , (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 12/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.