YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15171
KARAR NO : 2013/3258
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında …. Köyü 1 parsel sayılı 73500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mayıs 1947 tarih 2 nolu tapu kaydı ile zilyetlik niteliğiyle davalı …. adına tesbit edilmiştir. Hazinenin itirazı üzerine Tapulama Komisyonunca istem kısmen kabul edilmiş, 1 sayılı parselin 35.000 m2 bölümü Hazine adına, 38000 m2 bölümü 1 sayılı parsel olarak …. adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu 38000 m2’lik 1 sayılı parselin orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tesbit dışı bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalı….. mirasçıları vekili tarafından usulsüz tebligat yapıldığını, dava devam ederken davalı olan murislerinin öldüğünü ileri sürerek temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.10.2010 tarih ve 2010/9225 E. – 2010/12584 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; tesbit maliki olan davalı …’ın karardan önce 10.07.1981 tarihinde vefat ettiği, yerel mahkemenin 12 Ekim 1984 tarihli kararının davalı … ölü olduğunun anlaşılması üzerine mirasçıları …’a 01.11.1985 tarihinde, …’a 11.11.1985 tarihinde, …’a 31.03 1985 tarihinde tebliğ edildiği, ancak; muris …’ın eşi …’nin karar tarihinde sağ olduğu, kendisine hiç tebliğat yapılmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, daha sonra …’nin 01.05.1990 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçıları …. ve ……’ya tebliğat yapılması gerektiği, ancak …’nin ölümünden sonra mirasçılarına hiç tebliğat yapılmadığı ve karar temyiz edilmediğinden bahisle kesinleştirilerek tapuda işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, ilk karar tarihinde … sağ olduğundan, …’ye tebliğatın yapılmaması kararın kesinleşmesini önlediği gibi, daha sonrada …’nin ölümü üzerine mirasçılarına yeniden tebliğat yapılmadığı görüldüğünden, hüküm bu nedenle kesişleşmiş olmadığından, Mehmet ve … mirasçılarının 22.10.2009 günlü temyiz dilekçelerinin süresinde verildiği kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
….. ….. Köyü 1 parsel sayılı taşınmaz, tapu kaydı ile 73.500 m2 olarak ve zeytinlik niteliği ile davalı … adına tesbit edilmiş; Hazinenin itirazı üzerine, tapulama komisyonunca, 35.500 m2 bölüm Hazine adına, 38.000 m2 bölüm tesbit gibi davalı adına tesbit edilmiştir. Hazine 38.000 m2 için tapu kaydı miktar fazlasıdır diye dava açmıştır. Yapılan keşifte orman teknikeri tarafından memleket haritası ve amanajman planı uygulanmış, taşınmaz üzerinde 40 yıl evvel aşılanmış zeytin ağaçları olduğu ve 1954 tarihli memleket haritasında ormanlık alanları içeren kısımda kaldığı, tapu kaydı kapsamı içinde ve orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmişse de harita elle boyanmış olup, memleket haritası kadastro paftasının ölçeği ile denkleştirilerek birbiri üzerine aplike edilmediği gibi tapu kaydı da zemine sağlıklı bir şekilde uygulanmamıştır. Bilirkişi raporu, bu hali ile yetersiz olup raporu denetleme olanağı yoktur.
Mahkemece, usulünce orman araştırması yapılarak, dayanak tapu kaydı değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmeli; tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Ayrıca; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 12.10.1984 günlü son oturumda (ekli gerekçeli karar okundu) biçiminde tefhim olunan kararın H.U.M.K.’nun 388. maddesinde belirlenen biçimde hüküm sonucunu yani kanun ile öngörülen unsurları içermesi gerekmektedir (H.U.M.K.’nun 381/II, 388 ve 489/II. maddesi). Mahkemece Hazinenin davası kabul edildiği takdirde hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 3402 sayılı Kanun gereğince orman olduğu saptanan 38.000 m2 taşınmaz bölümünün orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken tesbit dışı bırakılmasına karar verilmesi de ayrıca doğru bulunmamıştır” denilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın 38.000 m2 yüzölçümlü bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının reddine, davacı … Yönetiminin davasının kabulüne ve 14.10.2011 tarihli rapora ekli krokide gösterilen 38.000 m2 yüzölçümlü 1 nolu parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihiden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece bozma kararına uyma kararı verildiği halde, bozma kararında belirtilen hususlar yönünden inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmuş olması usûl ve kanuna aykırıdır.
Çekişmeli Kapıkaya Köyü 1 parsel sayılı taşınmaz, tapu kaydı ile 73.500 m2 olarak ve zeytinlik niteliği ile davalı … adına tesbit edilmiş; Hazinenin itirazı üzerine, tapulama komisyonunca, 35.500 m2 bölüm Hazine adına, 38.000 m2 bölüm tesbit gibi davalı adına tesbit edilmiştir. Hazine 38.000 m2 için tapu kaydı miktar fazlasıdır diye dava açmıştır. Yapılan keşifte orman bilirkişi tarafından memleket haritası ve amanajman planı uygulanmış, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmişse de memleket haritası kadastro paftasının ölçeği ile denkleştirilerek birbiri üzerine ablike edilmediği gibi tapu kaydı da mahallinde uygulanmamıştır. Bilirkişi raporu, bu hali ile yetersiz olup raporu denetleme olanağı yoktur.
Mahkemece, dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri ile revizyon gördüğü tüm parsel ve tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu yapılmadığına göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak tapu kaydı değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmeli; 4785 sayılı Kanun da gözönünde bulundurularak, tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 26.03.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.