Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/11250 E. 2013/3261 K. 25.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11250
KARAR NO : 2013/3261
KARAR TARİHİ : 25.02.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 25/02/1992-30/11/1994 tarihleri arasında icraen yaptığı ödemelere göre 1479 sayılı yasanın kapsamında zorunlu … sigortalısı olduğunun ve tahsis talep tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 25.02.1992-30.11.1994 tarihleri arasında icraen yaptığı ödemelere göre 1479 Sayılı Yasa kapsamında zorunlu … sigortalısı olduğunun ve tahsis talep tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlenmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 20.07.1982 tarihli giriş bildirgesine göre vergi kaydına dayalı olarak 12.07.1982 tarihi itibarıyla 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu … sigortalısı olarak resen kayıt ve tescil edildiği, vergi kaydının 01.08.1986 tarihinde sona erdiği, davacının 03.08.1982 tarihinden itibaren prim ödemeye başladığı, aralıklarla 28.01.1985 tarihine kadar devam eden prim ödemelerinden sonra 06.01.1986 ve 29.09.1988 tarihlerinde birer kez prim ödemelerinin olduğu, daha sonra ise 25.02.1992- 30.11.1994 tarihleri arasında icraen ödemelerinin olduğu, İB formunu 12.07.1996 tarhinde verdiği ve aynı tarihli dilekçesi ile isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunduğu, 2009 yılında tahsis talebinde bulunmasından sonra Kurumun 09.04.2010 ve 22.07.2010 tarihli yazıları ile tescilinin vergi kaydına göre yapılıp 01.08.1986 tarihinde ticari faaliyetini sona erdirmesine rağmen 3 ay içinde bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği, İB formunu ilk defa 12.07.1996 tarihinde verdiğinden 25.02.1992- 30.11.1994 tarihleri arasında icraen yaptığı ödemelerin isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirildiğinin bildirildiği, Sarayköy İcra Memurluğu’nun 17.10.2010 tarihli yazısı ile yapılan icra takibine ilişkin 1995/306 Esas sayılı dosyanın infazla işlemden kaldırıldığından bu takiple hangi tarihler arasındaki borçların tahsil edildiğinin belli olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı Kurum davacının vergi kaydının 01.08.1986 tarihinde sona ermesinden sonra Sarayköy İcra Müdürlüğü’nün 1995/306 Esas sayılı takip dosyası ile geçmişe dönük olarak davacıdan 25.02.1992- 30.11.1994 tarihleri arasında devam eden taksitlerle prim borçlarını 10.775,215 TL olarak tahsil ederek uzun süre kullanmıştır. Davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyiniyetten uzaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1.10.1997 gün 1997/10-578 E. ve 1997/758 K. sayılı Kararında da belirtildiği üzere davacının Sosyal güvenlik hukuku ilkeleri ve M.K’nun 2. maddesi gereği olarak icraen ödediği primlerin karşılığı olan sürelerde zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması yanlış olmuştur.
Yapılacak iş, davacının 03.08.1982-28.01.1985 tarihleri arasındaki aralıklı devam eden prim ödemeleri ve 06.01.1986 ve 29.09.1988 tarihlerinde birer kez prim ödemeleri ile 25.02.1992- 30.11.1994 tarihleri arasında icraen yaptığı ödemelerinin sigortalılık başlangıcından itibaren başlayarak, ödenmesi gereken günün rayiç primleri dikkate alınarak ne kadarlık sigortalılık süresine ilişkin prim borcunu karşıladığını tesbit etmek, tesbit edilecek bu sürelerde davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu … sigortalısı olduğunu kabul etmek, yaşlılık aylığı şartlarını oluşacak duruma göre değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.