YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/511
KARAR NO : 2013/5149
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVALILAR : Hazine – …
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalılardan ilksan vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/670 sayılı dosyasında 28.08.1967 tarihli dava dilekçesi ile tapu maliki … … aleyhine açtığı davada, Akbük Köyünde Doğusu; yol ve orman, Batısı; davalı zeytinliği, Kuzeyi; davalı zeytinliği, Güneyi; Hulusi Tuna ve devlet ormanı ile çevrili 26025 m2 yüzölçümlü taşınmazın eylemli kızılçam ormanı olup, yörede 17.06.1966 tarihinde ilk kez yapılan ve 23.11.1966 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, orman sayılmayarak 18-19-20 OTS ile orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek, işlemin iptali ile orman alanı içine alınmasını istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 10.09.1985 ve 22.06.1990 tarihli keşiflerde dinlenen fen ve orman bilirkişi raporlarına göre, taşınmazın 26.025 m2’lik kısmının davalı tapusundan ifraz edilerek orman tahdit sınırları içine alınmasına karar verilmiş, hüküm sonradan satış yolu ile tapu maliki olan davalı İlksan vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.04.2005 gün ve 3726-4641 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [Orman Yönetimi Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/670 sayılı dosyasında açtığı orman kadastrosuna itiraz davasının 22.06.1968 tarihinde yapılan ilk keşiften sonra fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda dava konusu 26025 m2 alanın tahdit dışında kaldığını, içerisinde 10-12 yaşlarında mahsüldar zeytinlik ile 15 adet kızılçam ağacı bulunduğunu belirtmiştir. … … Ak; Ziraat Vekaletinin çekişmeli taşınmazın orman olduğunu bildiren 30.12.1971 gün ve 1554 sayılı mütalaasının iptali istemiyle Danıştay 8. Hukuk Dairesinin 1972/1681 sayılı dosyasında Orman Bakanlığı aleyhine iptal davası açmış, Dairenin 25.01.1973 gün 1973/173 sayılı kararı ile orman kadastrosuna itiraz davasının halen devam etmesi nedeniyle kadastronun kesinleşmediği nazara alınmadan “Bir yerin orman sayılıp sayılmadığının Ziraat Vekaletince belirtilmesi gerekirse de, orman tahdidi yapılıp kesinleşen yerlerde Bakanlığın görüş bildirme yetkisi bulunmadığından Bakanlığın 30.12.1971 gün ve 1554-51926 sayılı orman sayılan yerdir yolundaki mütalaasının iptaline” karar verilmiştir.
Temyize konu orman kadastrosunun iptali davası devam etmekte iken çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1971 yılında 766 sayılı Kanun hükümlerine göre genel arazi kadastrosu yapılmış, orman kadastrosuna itiraz davasına konu olan 26025 m2’lik bölüm ile 18-19-20 OTS noktaları dışında bırakılan alan da dahil olmak üzere bu yerlere 306 parsel numarası verilerek, 5 Hektar yüzölçümüyle 1937 tarih 6 numaralı vergi kaydı ve Nisan 1961 tarih 19 numaralı 229,825 m2 yüzölçümlü tapu kaydı revizyon gösterilerek zeytinlik niteliğiyle ve 266.000 m2 yüzölçümüyle 1/3 pay oranıyla M…. , … , … adlarına tesbit edilmiş, Orman Yönetimi tesbite itiraz etmiştir. O tarihte mevcut 766 sayılı Kanunun 29. maddesi uyarınca yetkisizlik kararı verilmesi ya da tesbit tarihinden önce bu parsel hakkında açılan orman kadastrosuna itiraz davası bulunması nedeniyle parselin malik hanesi açık
-2-
2013/511 – 2013/5149
bırakılarak kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken, Orman Yönetiminin itirazı reddedilmiş ve tesbit tutanağı kesinleştirilerek 21.10.1975 tarihinde tesbit malikleri adına tescil edilmiştir. Bu kez; Hazinenin, Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/853 sayılı dosyasında 306 parsele revizyon gören tapu kaydının ilk geldisinin yoklama kaydı olup gayri sahih olduğu savıyla açtığı tapu iptali tescil davası, 306 sayılı parsel hakkında orman kadastrosuna itiraz davası olduğu; bu nedenle, tespitin kesinleşmediği gözönünde bulundurulmadan Hazine ile tespit malikleri arasında görülmüş ve asliye hukuk mahkemesince sadece 306 sayılı parsele revizyon gören kaydın sıhhatı yönünden tartışma yapılmak suretiyle 28.09.1988 gün ve 1983/853-538 sayılı kararı ile reddedilmiş, Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.05.1989 günlü kararıyla tapunun hukuki değerinin bulunduğu gerekçesiyle onanıp kesinleştirilmiştir.
Çekişmeli 306 sayılı parselin tespit tutanağının düzenlediği 1971 yılından önce Orman Yönetiminin asliye hukuk mahkemesinde 1967/670 sayılı dosyasında açmış bulunduğu orman kadastrosuna itiraz davası bulunduğu gözönünde bulundurulmadan tespit tutanağı usulsüz olarak kesinleştirilmiş ve tapu kaydı oluşturulmuştur. 306 parsel hakkında yasa hükümlerine uygun olarak oluşturulmuş bir tapu kaydının varlığından söz edilemeyeceğinden parselin malik hanesinin halen boş olduğunun kabulü ile kadastro mahkemesince gerçek hak sahipleri adlarına tescili gerekir.
Mahkemece 21.09.1973 tarihinde yapılan ikinci keşifte orman yüksek mühendisi bilirkişi “çekişmeli taşınmazın % 2-4 eğimde, eylemli kızılçam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı orman sayılan yerlerden olduğunu, ne var ki; ormandan kadim yol ile ayrıldığını, 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirilen 5658 sayılı Kanuna göre de iadeye tabi tapulu arazilerden olduğu ve orman tahdidi dışında kalan ve sahiplerine iadesi gereken yerlerden olduğunu” 10.12.1976 tarihinde yapılan üçüncü keşifte dinlenen uzman bilirkişi “çekişmeli alanın tapu kaydı kapsamında, 4785 sayılı Kanun kapsamı dışında 5658 sayılı Kanuna göre iadesi gereken, özel orman sayılan yerlerden olduğunu” bildirmişlerdir.
Mahkemece, 10.05.1977 tarihinde Yönetimin davasının reddine karar verilmiş, Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29.09.1977 günlü kararında “parsele revizyon gören tapu kaydının fen bilirkişi yardımıyla yerine uygulanarak kapsamının belirlenmesi; 4785 ve 5658 sayılı kanunlara göre inceleme yapılması, taşınmazın tapu kapsamında ve tahdit dışında kalması halinde, Bakanlıktan 1744 sayılı Kanuna göre mütalaa alınması, bundan sonra karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Bozma kararından sonra 1979/188 numarasını alan dosyada Bakanlıktan alınan 3 Şubat 1982 günlü mütalaada “Çekişmeli taşınmazın % 80 kapalılıkta, 80 yaşında kızılçam ağaçlarıyla kaplı ve orman sayılan yerlerden olduğu” yolunda görüş bildirilmiştir. Mahkemece 06.04.1983 tarihinde fen ve orman yüksek mühendisi aracılığıyla dördüncü keşif yapılmış, fen bilirkişi raporunda, çekişmeli parselin revizyon tapu kaydının ilk geldisi olan Eylül 1311 tarih 1 ve Kasım 1311 tarih 12 nolu tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, 306 parsel içinde 48000 m2’lik bölüm olduğu, orman mühendisince “19 ila 24 OTS’ye göre tahdit dışında, tapulu olması nedeniyle 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen ve 5658 sayılı Kanuna göre iadeye konu yerlerden olamayacağı ve 6831 sayılı Kanunun 1. maddesine göre inceleme yapılması gerektiği” bildirilmiş, mahkemece 10.09.1985 tarihinde fen bilirkişi ve iki uzman orman mühendisi aracılığı ile beşinci kez keşif yapılmış, bilirkişiler çekişmeli taşınmazın 19-25 OTS dışında 306 parselin içinde olduğunu, (A) ve (C) bölümlerinin orman olması nedeniyle 19-25 OTS ile tahdit içerisine alınması gerektiğini, (B) bölümünde ise tapu kaydı geçerli kabul edildiğinde, (A) ve (C) bölümleri tenzil edilerek 306 parsel tutanağının geçerli kabul edilmesi gerektiği, tapu kaydı geçerliliği kabul edilmezse; 306 parselin tamamının orman olduğundan tespitin iptali gerektiği” yolunda görüş bildirmişlerdir. Bundan sonra mahkemece 25.05.1989 tarihinde orman kadastrosuna itiraz davalarında 6831 sayılı Kanunun 3373 sayılı Kanun ile değişik 11. maddesine göre kadastro mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 25.05.1989 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş, Milas Kadastro Mahkemesinin 1989/130 Esas numarasını alan davada mahkemece fen bilirkişi ve uzman orman bilirkişiler kurulu aracılığı ile 22.06.1990
tarihinde altıncı kez yapılan keşiften sonra fen bilirkişi (A) harfi ile gösterilen 10600 m2, (B) harfi ile gösterilen 15300 m2, (C) harfi ile gösterilen 9100 m2, (B1) harfi ile gösterilen 16400 m2, (B2) harfi ile gösterilen 38 m2 işaretli alanların 306 parsel içerisinde olduğunu, uzman orman bilirkişi kurulu ise, “Eylemli duruma göre; (A) bölümünün yer yer 80-90 yaşlarında kızılçam, delice, meşe, sakız kaplı yer, (B) bölümünün 80-90 yaş 0,4 kapalılıkta yer yer deliceden aşılanmış zeytinlik olduğunu, (A) ve (B) bölümlerin devlet ormanını karakterize ettiğini, 4785 sayılı Kanun kapsamına girdiğini, 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi olmadığını, 306 parselden geriye kalan kısmın ise zeytinlik olduğunu” bildirmişlerdir. Milas Kadastro Mahkemesince çekişmeli taşınmazın bulunduğu Yenihisar İlçesinde adli teşkilat kurulduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek dosya Yenihisar Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Yenihisar Kadastro Mahkemesinin 20.06.1994 gün ve 1994/3-2 sayılı kararında “10.09.1985-22.06.1990 tarihli 5. ve 6. keşifler sonucu verilen raporlara göre 306 parselde 26.025 m2 kısmın tapusunun iptali ve ifrazı ile bu kısmın orman sınırları içine alınmasına” karar verilmiştir. Davalı … ’ın temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.02.1999 gün ve 1500-1507 sayılı kararıyla “taşınmazın 1992 yılında tapuda satış yoluyla İLKSAN (İlk Okul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı)’na geçtiği;yeni malike husumet yöneltilmesi gerektiği” gerekçesiyle diğer yönler incelenmeden mahkeme kararı bozulmuştur. Bozmadan sonra Yenihisar’da adli teşkilatın kaldırılması nedeniyle dosya yeniden Didim Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve 2001/1 Esas sayısını almıştır.
Eldeki davada yargılama devam ederken yörede 1744 sayılı Kanuna göre aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 3302 sayılı Kanuna göre yapılıp 04.09.1995 tarihinde 6 ay süreyle ilân edilen 2/B uygulamalarında çekişmeli alanda değişiklik yapılmamış, bu uygulamalar orman kadastrosuna itiraz davası nedeniyle kesinleşmemiştir.
Dava, Orman Yönetimi tarafından 1967 yılında açılan orman kadastrosuna itiraz davası olduğuna göre; uyuşmazlık öncelikle en eski tarihli resmî belgelerin taşınmaz ve çevresine uygulanması suretiyle çözümlenmelidir. Mahkemece iki kez bozmaya, altı kez keşfe rağmen böyle bir uygulama yapılmamış, eylemli durum dikkate alınarak raporlar verilmiştir. Verilen fen bilirkişi raporları miktar ve nitelik yönünden biribiriyle uyumlu değildir. O halde, 306 sayılı parselin 1971 yılında tespit tutanağı düzenlenmeden önce 1967 yılında açılan orman kadastrosuna itiraz davası bulunduğu, bu nedenle malik hanesinin açık olduğu ve 3402 sayılı Kanunun 26-27-30/2 maddeleri gereğince gerçek hak sahipleri adına tescil edilmesi gerektiği, Hazine ile tapu malikleri arasında daha önce görülen davanın, sadece 306 sayılı parsele revizyon gören “tapu kaydının sahih esasa dayanmadığı”na yönelik olduğu, o davada oluşan kesin hükmün tapu kaydının sahihliği yönünde bulunduğu, bu nedenle Hazine de davaya dahil edilip taraf oluşturulduktan sonra, 306 parselin tutanak aslı, parselin tespitine esas alınan Kasım 1311 tarih 12 nolu , Eylül 1311 tarih 1 nolu, Mayıs 1326 tarih 38, 39, 40 ve 41 nolu tapu kayıtları, Şubat 1960 tarih 84 ve Nisan 1941 tarih 19 numaralı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilmeli, tapu kaydı miktar ve sınır değişikliklerinin neden kaynaklandığı sorulmalı; keza, komşu 301, 305 ve 307 parsellerin tutanak örnekleri ile kadastroca oluşturulan tapu kayıtları, geniş çevreyi bir arada gösterir pafta fotokopi örneği de getirtildikten sonra, bu parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin tutanak örnekleri ile dayanak kayıtları; memleket haritası, kadastro paftası ve tahdit haritasının ölçekleri denkleştirilerek; çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli; taşınmazın tamamen veya kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, revizyon tapu kayıtları uygulanıp kapsamı belirlenmeli, Hazinenin davanın kanunî hasımı olduğu gözönünde bulundurularak, 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi uyarınca 306 parselin tamamı yönünden gerekli araştırma ve inceleme yapılıp gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmelidir.] şeklindedir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, çekişmeli Akbük Köyü, 306 parsel sayılı taşınmazdan imar kanunu gereğince ifraz yoluyla oluşturulan 23.081,55 m2 yüzölçümündeki 179 ada 1 parselin tapu fen bilirkişileri … ile … tarafından tanzim edilen 02/06/2011 havale tarihli ek rapor ve krokisinde belirtildiği gibi orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline,
17.372,75 m2 yüzölçümündeki 178 ada 1 parselin orman vasfı ile Hazine adına;
İfraz yoluyla park alanı olarak ayrılan 7.252,73 m2 yüzölçümündeki kısmın orman vasfı ile Hazine adına;
İfraz yoluyla park alanı olarak ayrılan 2.042,34 m2 yüzölçümündeki kısmın orman vasfı ile Hazine adına;
İfraz yoluyla oluşturulan 176 ada 1 parselin (A) işaretli 5.810,02 m2 kısmının orman vasfı ile Hazine adına, (B) harfi ile işaretli 13.961,21 m2 kısmının … adına;
İfraz yoluyla oluşturulan 177 ada 1 parselin (C) harfi ile işaretli 10.060,75 m2 kısmının orman vasfı ile Hazine adına, (D) harfi ile işaretli 3.940,74 m2 kısmının … adına;
İfraz yoluyla oluşturulan 180 ada 1 parselin (E) harfi ile işaretli 6.450,16 m2 kısmının orman vasfı ile Hazine adına, (F) harfi ile işaretli 10.017,05 m2 kısmının … adına;
İfraz yoluyla oluşturulan 169 ada 1, 170 ada 1 , 171 ada 1, 172 ada 1, 173 ada 1, 174 ada 1 , 175 ada 1 ve 181 ada 1 parsel sayılı taşınmazların … adına;
İfraz yoluyla Temel Eğitim ve zeytinlik alanı olarak ayrılan 5.883,41 m2 kısma ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle … adına;
İfraz yoluyla park alanı olarak ayrılan 1.600,61 m2, 896,00 m2, 1.478,03 m2 ve 1017,35 m2 kısımlar ile cami olarak ayrılan 1.604,46 m2 ve 1425,91 m2 yüzölçümlü kısımların Hazine adına kayıt ve tesciline,
karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve İlksan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesine göre bir yıllık askı ilanı süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraz ve kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Yörede 23.11.1966 tarihinde ilân edilen ve dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece 1959 tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli 65635 m2 bölümü ile (B) harfi ile işaretli 2042 m2 bölümünün çam ormanı; C işaretli 16651 m2 bölümü ile D işaretli 160324 m2 bölümünün zeytinlik olduğu belirlenerek, bu bölümlere denk gelen imar parsellerinin bir kısmının orman niteliği ile Hazine adına; zeytinlik niteliğindeki bölümlerin ise kullanım durumlarına göre davalı İlksan ve Hazine adına tesciline karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; öncelikle çekişmeli taşınmazın paftası ile memleket haritası, hava fotoğrafı ve kesinleşmemiş orman kadastro haritasının çakıştırıldığı ve her birine göre ayrı ayrı konumunun işaretlendiği bir uygulama bulunmamaktadır. Asliye hukuk mahkemesinde açılan ilk davanın konusu olan 26025 m2 bölümün de 306 parselin neresine denk geldiği belirlenememiş, fen elemanı tarafından asliye hukuk mahkemesinde hazırlanan krokinin teknik hassasiyetinin bulunmadığı açıklanmıştır. Böylece önceki bozma kararlarının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bunun yanısıra 306 parselden imar uygulaması yolu ile oluşan taşınmazlara ait imar tapuları getirtilmemiş, tapu kayıtlarında malik olarak gösterilen kişiler davaya dahil edilmemiş, taşınmazda bulunduğu bildirilen zeytin ağaçlarının sayısı, yaşı, dikme mi aşılama olduğu, aşılama ise aşı yaşı ve taşınmazdaki dağılımı belirtilmemiştir. 6831 sayılı Kanunun 1/I maddesi “ sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, 3573 sayılı özel Kanunu gereğince devlet ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş yabani zeytinlikler orman sayılmaz” hükmünü içermektedir. Ancak, 306 parselin tesbitine esas alınan Mayıs 1326 tarih 38 numaralı sicilden gelen 250 dönüm yüzölçümlü tapu kaydının cinsi tarla ve kışlak olup, davacılar 3573 sayılı Kanuna göre oluşmuş bir mülkiyet belgesine
dayanmadığı halde taşınmaz eylemli durumuna göre çamlık ve zeytinlik olarak ayrılarak bu eylemli duruma zeytin olan bölüm orman sayılmayarak karar verilmiştir.
O halde; mahkemece üç uzman bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 1959 ve 1980’li yıllara ait memleket haritaları ve bunların yapımına esas alınan hava fotoğrafları ile 1966 yılında yapılıp, eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastro haritası ile 306 parseli geniş çevresiyle gösteren kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek birbiri üzerine çakıştırılmalı, başlangıçta davaya konu edilen 26025 m2 taşınmaz bölümünün 306 parselin neresine denk geldiği yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak belirlenmeli, buna göre orman kadastro sınırı içinde kalan yerlerin başlangıçta Orman Yönetimi tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davasına konu olamayacağı ve orman niteliğinin kesinleştiği düşünülmeli, orman sayılan bölümlerde davacıların yukarıda açıklandığı şekilde 3573 sayılı Kanuna göre oluşmuş bir mülkiyet belgesine dayanmadığı, dayanılan tarla ve kışlak niteliğindeki tapu kaydının ise Orman Yönetimini bağlamayacağı gözönünde bulundurularak bu bölümler hakkındaki davanın reddine karar verilmeli, kesinleşmeyen tahdit dışında kalan ve orman sayılmayan bölümlerde zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü, kimden kime geçtiği ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak sorulup saptanmalı, ziraat uzmanından taşınmazdaki çam ve zeytin ağaçlarının yaşı, sayısı, dağılımı, kapalılık oranı, baskın ağaç türünün ne olduğu, zeytinlerin dikme mi aşılama mı olduğu, aşı yaşının ne olduğu konusunda bilimsel verilere dayalı rapor alınmalı, imar parsellerinin sahipleri davaya dahil edilmeli, mahkemece re’sen de toplanacak delillere göre çekişmeli taşınmazın malik hanesi doldurulmalıdır. .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi ile davalı ilksan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 07.05.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.