Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/10087 E. 2013/3420 K. 26.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10087
KARAR NO : 2013/3420
KARAR TARİHİ : 26.02.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu ölen işci … …’ın yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, açılan davanın maddi tazminata ilişkin bölümünün kabulü ile, davacı … için 14.948.20 TL maddi tazminatın davacı murisinin ölüm tarihi olan 02.10.2007 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacılar İlknur ve … için açılan maddi tazminat davasının reddine,
davacıların açtıkları manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile, davacı … için takdiren 10.000,00 TL, diğer davacılar İlknur ve … için de takdiren ayrı ayrı 5.000,00 TL’şer manevi tazminatın davacı murisinin ölüm tarihi olan 02.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara belirtilen miktarlarda ödenmesine, davacıların manevi tazminata ilişkin davada fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar vermiştir.
Davacıların eşi ve babaları olan … …’ın meydana gelen iş kazası sonucunda öldüğü, kazanın meydana gelmesinde, ölen işcinin %50 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar,
mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş … yararına hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat azdır.
HMK‘nun 26. maddesi gereğince hakim, kural olarak tarafların talep sonuçları ile ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda davacı eş, dava ve ıslah dilekçesinde, toplam 14.943,16 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep ettiğinin anlaşılmasına göre HMK 26. maddesine aykırı olarak talep aşılmak suretiyle 14.948,20 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiş olması da hatalı olmuştur.
Ayrıca;
Mahkemece, hükmedilen tazminatların davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıdan tahsiline karar verilmiş olması da hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine 26/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi