YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9810
KARAR NO : 2012/18789
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında Bayilik Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin konusunun müvekkilinin Tüplü LPG Bayiliğinin davalıya verilmesi ve davalının sözleşme süresi boyunca sözleşmede belirtilen adreste müvekkiline ait . .-. ve .markaları altında münhasıran müvekkilinden satın alacağı tüplü LPG’nin satışı ve tanıtımı olduğunu,davalının bu sözleşme süresince müvekkilinden yılda en az 350 ton LPG satın alması gerekirken davalının bu taahhüdünü yerine getirmemesi üzerine davalının taahhütlerine uyması ve sözleşmedeki edimlerini ifa etmesi konusunda ihtar edildiğini, ancak davalının tutumlarında değişiklik olmadığını, bunun üzerine yapılan araştırmada davalının bir başka firmanın LPG’nı satmaya başladığının öğrenildiğini, belirtilen bu hususların mahkemece tespit edildiğini,davalının sözleşmeyi ihlal etmesi nedeni ile müvekkili şirketin ihtarname keşide ederek sözleşmenin müvekkili şirketçe feshedildiğinin, bu nedenle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla Bayilik Sözleşmesinin 29. maddesi gereğince mevcut cezai şart alacağından şimdilik 5.000 YTL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili;taraflar arasında akdedilen Bayilik Mukavelesinin davacı yanca haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin işyerinde yapılan tespit işleminde davacı şirketin mallarının satışının yapıldığının tespit edildiğini,müvekkili şirket adına kayıtlı olmayan ve müvekkili ile herhangi bir bağlantısı olmayan bir araçta tespit yapıldığını, bu araç ile getirilen tüplerden müvekkilinin sorumlu tutulmak istendiğini, davacının dosyaya sunmuş olduğu sözleşmenin davacı yanca imza edilmemiş bir suretinin müvekkilinde olduğunu, söz konusu sözleşmede 350 ton tonaj taahhüdü 100.000,00 ABD Doları cezai şart hükümleri ve süre kısımları bulunmadığını, söz konusu maddelerin ( ) şeklinde düzenlenmiş olup, müvekkilinin rızası hilafında sonradan davacı yanca doldurulduğunu,sözleşmenin feshinde müvekkilinin kusurunun olmadığını,son derece fahiş olan cezai şart taleplerinin reddi gerektiğini, davacının kâr mahrumiyeti taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu,davacı yanın sözleşmesini haksız olarak feshetmesine rağmen bölgede diğer bayileri ile satışlarına devam ettiğini, dolayısı ile herhangi bir kâr mahrumiyetinin de söz konusu olmadığını, cezai şart ve kâr mahrumiyetinin birlikte talep edilmeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir Mahkemece; delil tespitinin tek taraflı yapılmış olması ve tespite konu tüp gazı getiren kişinin davalı ile olan irtibatının ispat edilememiş bulunması sebebiyle davacının, davalının sözleşmeye aykırı olarak başka firmaya ait ürünleri sattığını ispat edemediği,davalının asgari alım taahhüdünün altında ürün aldığı konusu taraflar arasında anlaşmazlık bulunmadığı, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen sözleşmede asgari alım taahhüdü bölümünün boş olması ve davacı tarafından sunulan sözleşmede söz konusu bölümün doldurulmuş olması nedeni ile “beyaza imza” durumunun ortaya çıktığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davalının elinde bulunan sözleşmede boş bırakılan yerlerin davalının iradesine aykırı olarak doldurulduğu yönünde davalı iddiasını ispatlayacak herhangi bir delil ibraz edilmediği, ayrıca davalının, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen sözleşmede davalının sonradan doldurulduğu iddia edilen kısımlarının yanlarını da imzaladığından bu durumun söz konusu boşlukların davalının bilgisi dahilinde doldurulduğunu gösterdiği,davacının asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeni ile davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, davalının … kapasitesi ve bilirkişi raporunda tarafların arasında düzenlenen sözleşmede belirtilen 100.000,00 USD cezai şartın davalının iflasına sebep olacağının belirtilmesi nedeni ile sözleşmede belirtilen cezai şarttan indirim yapılması gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedilmesi halinde davacının cezai şart yanında kar mahrumiyetini de talep edebileceği, bilirkişi ek raporunda davacının davalıdan talep edebileceği kar mahrumiyetinin 219.298,98 TL olduğu tespit edildiği, davacı vekili kar mahrumiyeti olarak 5.000,00 TL talep ettiğinden, istemle bağlı kalınarak 5.000,00 TL kar mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 5.000 USD cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereği kamu bankalarının 1 yıl vadeyle dolara uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.