Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/4391 E. 2012/4974 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4391
KARAR NO : 2012/4974
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.04.2007 gün … sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; karara dayanak alınan bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Dava öncelikle orman kadastrosuna itiraz olduğuna göre, taşınmazın öncesinin incelenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın KISMEN KABULÜNE ve dava konusu 136 ada 30 sayılı parselin tespitinin iptaline, krokide (A) işaretli 6628,34 m²’lik kısmının tespit gibi davalılar … 6/24, …, …, …, …, …, …, …, …, … adına 2/24’er hisse ile tapuya tesciline, (B) işaretli 2530,75 m²’lik kısmının kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığı anlaşıldığından, buna ilişkin kayıt ve belgelerin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmasına karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman sınırlamasına ve kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 20/08/1980 tarihinde ilanı yapılıp bu dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve (A)=6628,34 m²”lik bölümün orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuşu ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan alınan bilirkişi raporuna ekli kadastro paftası, memleket haritası çakıştırmasında taşınmazın dört tarafının yeşil renkli ibreli ağaç sembollü yeşil olduğu, yine rapor ekindeki 1942 tarihli hava fotoğrafında dört tarafının koyu renk olduğu, komşu 136 ada 29 ve 34 sayılı parsellerin çamlık niteliği ile, 152 ada 1 sayılı parselin orman niteliği ile Hazine adına tespit gördüğü, kişi adına tespit gören 136 ada 35 sayılı parselin ise itirazsız kesinleştiği ve bu parsele karşı idare tarafından her zaman dava açılabileceği nazara alınarak çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince evveliyatının ve halihazır durumunun orman içi açıklık konumunda bulunup bulunmadığı mahkemece değerlendirilmemiştir.
O halde, hükme esas alınan bilirkişilerden dava konusu taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olup olmadığı konusunda ek rapor alındıktan sonra, orman içi açıklık olduğunun kabulü halinde, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğunun bulunmadığı, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayıldığı, 6831 sayılı Yasanın 17. maddesinde tanımı yapılan olgunun, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAK OLDUĞU], bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının gerektiği, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesinin bu olguyu değiştirmediği, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazların, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı, Dairemizin bu yoldaki kararlarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsendiği ve yerleşik kararlar halini aldığı [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 ve gün 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün 1997/20-808/1039, 08.02.1999 gün 1999/7-22-43, 13.10.1999 gün 1999/8-689-822, 03.04.2002 gün 2002/8-230-261 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları], tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, ayrıca orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. Maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörüldüğünden zilyetlik yolu ile kazanılamayacakları ve özel mülk olarak tescil edilemeyecekleri göz önünde bulundurularak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyzi harcının istek halinde iadesine 02/04/2012 günü oybirliği ile karar verildi.