Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/370 E. 2012/6422 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/370
KARAR NO : 2012/6422
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davacıya kasko sigortalı ve davalıya ait … plakalı aracın kazada hasarlanması nedeniyle davalı … ettiren tarafından müvekkili/davacı aleyhine Ankara 8.İcra Müdürlüğünün 2009/21823 sayılı dosyasından 42.886,00 TL.asıl alacak üzerinden başlatılan icra takibine süresinde itiraz edilemediğini, dava konusu kazada sürücü değişikliği yapıldığını ve aleyhe yapılan takibinin haksız olduğunu ileri sürerek, takibin durdurulması ile borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, bilahare 21.1.2010 tarihinde haciz baskısı altında davalıya (takip alacaklısına) 55.841,00 TL. ödeme yapıldığını bildirmiştir.
Davalı vekili, sürücü değişikliği olmadığını, hasarın teminat kapsamında bulunduğunu ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre; olayda sürücü değişikliği yapıldığı gerekçesiyle, davacının menfi tespit iken istirdat davasına dönüşen davasının kabulü ile 55.841,00 TL.nın 21.1.2010 ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Poliçesi gereğince sigortalıya tazminat ödenmesinden sonra, rizikonun sigorta teminatı dışında kaldığı iddiasıyla, sigortacı tarafından açılan ödenen tazminatın istirdatı istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartalırınn A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, olayda sürücü değişikliği yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, kazanın belirtilen zaman ve yerde gerçekleştiği konusunda uyuşmazlık yoktur.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; her ne kadar sürücü olarak belirtilen …’ın anlattıklarıyla olayın oluş şeklinin birbirini tutmadığı açıklanmış ise de sigortalı aracın belirtilen kişi idaresinde iken 22.1.2009 tarihinde direksiyon hakimiyetinin
kaybedilmesi ile tek taraflı olarak yapılan kaza sonucu hasarlandığı resmi görevli polislerce tutulan kaza tespit tutanağından anlaşılmaktadır. Davacı sigortacı olayda sürücü değişikliği yapıldığını ileri sürmektedir. Bu konudaki ispat külfeti M.K.nun 6. ve TTK.nun 1281/2.maddesi uyarınca sigortacıya aittir. Yargılama sırasında dinlenen tutanak imzacısı görevliler kazanın belirtilen yer ve zamanda olduğunu doğrulamışlardır. Davalı taraf tanık beyanları da bu yöndedir. Kaza tespit tutanağının aksi ispat edilene kadar geçerli resmi belge niteliğindedir. Sigorta ekspertiz raporu ile de hasarın oluştuğu sabit olduğu gibi, olayda sürücü değişikliği yapıldığı iddiasında olan davacı sigortacı bu iddiasını, dolayısıyla hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını soyut iddialardan öte somut delillerle ispat edebilmiş değildir. Ayrıca, sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten veya iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği de sabit değildir.
Bu durumda rizikonun sigorta teminat kapsamında kaldığı kabul edilmelidir.
Bununla birlikte; dosya içindeki 23.2.2009 tarihli ekspertiz raporu ile de uyumlu olan 17.8.2011 tarihli uzman bilirkişi raporunda sigortalı aracın tamirinin ekonomik olmadığı, aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değerinin 40.000,00 TL. olduğu, sovtaj (hurda) değerinin 10.000,00 TL. olduğu, buna göre 30.000,00 TL. gerçek zarar (sigortacının sorumluluğu yönünden) oluştuğu belirlenmiştir. Dosya kapsamından aracın hurdasının davalı sigortalıda kaldığı anlaşılmaktadır. Ancak; sigorta tazminatının tahsili için sigortalı tarafından Ankara 8.İcra Müdürlüğünün 2009/21823 sayılı dosyası üzerinden davacı sigortacı aleyhine yapılan takipte asıl alacak tutarının aracın tamir (onarım) bedeli olan 42.886,00 TL. olarak gösterildiği ve buna göre yapılan hesaplama sonucunda sigortacı tarafından 21.1.2010 tarihinde gerçek zararın üzerinde (ferileriyle birlikte 55.841,00 TL.) tazminat ödendiği görülmektedir. Sonuç olarak, olayda davacı sigortacı sigorta teminatı kapsamında kalan gerçek hasar miktarı yönünden ödediği tazminatın tamamını davalı sigortalıdan talep edemez ise de fazladan ödediği miktarı talep edebileceğini kabul etmek gerekir.
O halde; mahkemece, dosyada raporu bulunan bilirkişiden Ek rapor alınarak veya yeni seçilecek hesap uzmanı bilirkişi-
den alınacak rapor ile davacı sigortacının sorumluluğu dışında kalan ve fazladan ödediği miktar belirlendikten sonra, bu kısım yönünden davanın kabulüne, teminat kapsamında kalan gerçek zarar yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.