YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1742
KARAR NO : 2012/6641
KARAR TARİHİ : 23.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı aracın müvekkilinin eşi … yönetiminde tek taraflı kaza sonucu ağır hasarlandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 25.000,00 TL sigorta teminat bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiştir.
Davalı vekili kaza tespit tutanağına göre araç sürücüsünün davacı olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre kaza sırasında araç sürücüsünün davacı … olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler
Neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olaya bakıldığında, davalı … şirketine kaskolu olan davacıya ait araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe
Yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu değildir. Davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı ve diğer belgelerin davalı … şirketine bildirilmesinden sonra davalı … tarafından sigorta teminatının ödenmemesi üzerine işbu dava açılmıştır. Davalı vekili, kazadan sonra sürücü değişikliği yapıldığını ve sürücünün alkollü olduğunu iddia etmiştir. Bu konudaki ispat külfetinin MK’nun 6 ve TTK’nun 1281/2.maddeleri uyarınca davalı … şirketine ait olduğu açıktır.
Dava konusu olayda kazadan sonra kaza tesbit tutanağı düzenlenmiş, olay yerine gelindiğinde araçtakilerin hastaneye kaldırılmış olduğunun öğrenilmesi üzerine tutanak mümzileri tarafından hastane polisi aranmış, hastane polisinin kayıtlara göre sürücü … şeklindeki beyanına göre kaza tutanağı tutulmuştur. Daha sonra … sürücü olduğunu beyan etmiş, Ankara C.Savcılığı’nın 2009/95322 sayılı hazırlık soruşturması dosyasında sürücünün … olduğu belirtilmiş, davacı da sigorta şirketine aynı şekilde ihbarda bulunmuştur. Davalı … sigortalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini hasarın kasko sigortası teminatı kapsamında olmadığını iddia etmiştir. Mahkemece sürücünün … olmadığı, sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda trafik kazası tutanağını tanzim eden mümzilerin görgüye dayalı bilgileri olmadığı gibi görüştükleri hastane polisinin de ismi olmadığından denetlemeye elverişli değildir.Davalı … dosyada sürücünün … olduğunu kanıtlayamamıştır.
Sürücü … yeterli ehliyete sahip ve alkolsüzdür.
Bu durumda mahkemece davalıdan hasar dosyası getirtilerek, poliçe teminatı kapsamında gerçekleşen riziko nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı hasar konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden alınacak rapor ile belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.