Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/15285 E. 2013/4218 K. 06.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15285
KARAR NO : 2013/4218
KARAR TARİHİ : 06.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili ile davalı-bayi arasında Kadıköy 15. Noterliğinden tasdikli 17.6.2008 tarihli ve Kadıköy 29. Noterliğinden tasdikli 2.6.2010 tarihli bayilik sözleşmeleri ve ekli protokoller imzalandığını, ancak davalının (A) protokolü’nün g) bendindeki Özel Şart hükümleri gereği müvekkiline ödemesi gereken toplam 2.435.000-USD satış geliştirme destek primi miktarından sadece 750.000-USD ödeme yaptığını, müvekkilinin davalıya keşide ettiği ihtarname ile 1.398.300-USD karşılığı 2.1123.738,04-TL’nin ödenmesini bildirdiği halde talep edilen bu meblağın ödenmemesi üzerine başlatılan ilamsız icra takibinde davalı tarafça haksız olarak borca ve yetkiye itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında 31.8.2007 tarihinde 15 yıl 3 ay süreli intifa hakkı tesis edildiğini, gerekli teminatların işletmeci tarafından verilmek kaydıyla davacıya 2.434.000-USD ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin ekini oluşturan protokolün 4. sayfasındaki hükme göre sözleşmenin ihlali halinde her ne nam altında olursa olsun her hangi bir tazminat talebinde bulunulamayacağının düzenlendiğini, davacının sözleşmeye göre müvekkilinden mal alacağını, sözleşmenin ihlali halinde ve taahhüt edilen akaryakıtın alınmaması halinde sözleşmenin feshi ile ödenen primlerin iade edileceğinin belirtildiğini, somut olayda davacının almayı taahhüt ettiği beyaz ürün miktarına ilişkin taahhüdünü yerine getirmediğini, 18.9.2005 tarihinden önce yapılmış olan sözleşmelerin 5 yılı aşması halinde Rekabet Kurumu tarafından azami hadde indirme ilkesi gereğince 18.9.2010 tarihine kadar tebliğ hükümlerine göre muafiyetten yararlanabileceğini, bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalktığını, 5 yılı aşan süreler bakımından muafiyetten yararlanamayacağını, davacının almayı taahhüt ettiği asgari alım taahhüdünü ihlal etmiş olması nedeniyle davacının teşvik primi talep edemeyeceğini, beyanla davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporuna ve ek rapora göre, Rekabet Kurulu kararı ile intifa hakkının 5 yıla çekilmesinin dava konusu bayilik sözleşmesi ile eki satış teşvik primi düzenleyen protokolün süresini etkileyemeyeceği dolayısıyla sözleşme süresinden önce bu akaryakıt satış ve servis faaliyetlerinin durdurulmasının söz konusu olmadığı gibi davacı yanın bu sözleşmeleri ihlal ettiğine ve aykırı davrandığına dair bir belge ya da delil bulunmadığı, intifa hakkının 31.8.2007 tarihinde tesis edildiği 31.8.2012 tarihine kadar bu hakkın devam etmesi gerektiği, bu açıklamalar ışığında taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshedilmediği, sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği, sözleşme devam ederken taahhüt edilenin altında eksik akaryakıt alımı nedeniyle ortaya çıkan kazanç kaybının cezai şartla karşılanacağı kabul ve taahhüt edilmiş iken satış teşvik prim bedelinin eksik kalan satış taahhüdü ile ilişkinlendirilip ödenmemesinin ve bir nevi mahsuba tabi tutulmasının yerinde olmadığı, öte yandan Rekabet Kurulu’nun kararları ve tebliğleri uyarınca 31.8.2012 tarihi itibariyle sona erecek olan iş bu bayilik ve intifa sözleşmeleri devam ederken ve 31.8.2012 den sonraki dönem için devam edip etmeyeceği bugünden belli değilken dava konusu teşvik prim bedelinin davacının sebepsiz zenginleştiğinden bahisle ödenmemesinin yerinde olmadığı, taraflar arasındaki protokolün g) bendi uyarınca 2.435.000-USD satış teşvik primi bedelinin davacıya kesilen fatura karşılığında 20 iş günü içinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda davacının KDV ödememek için fatura düzenlemediği faturaların davalının ödeme yapacağı zaman düzenlendiği, davalının davacıya satış primleri karşılığı ödediği toplam bedel düşüldüğünde davacıya ait kayıtlara göre 1.185.00000-USD davacının davalıdan satış teşvik primleri nedeniyle alacaklı olduğu, bu bedele %18 KDV eklendiğinde toplam tutarın 1.398.300-USD olduğu, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.398.300-USD karşılığı 2.123.738-TL alacaklı olduğu, bu alacağa 336.307-TL faiz hesap edilmesi gerektiği, davacının davalıdan talep edeceği toplam alacak miktarının ise 2.160.045-TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, hükmolunan esas alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16 dan başlamak üzere değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, takdiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 990,00 TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 06.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.