Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/13904 E. 2010/3086 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13904
KARAR NO : 2010/3086
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde kendisinden haksız olarak yapılan cezai kesintinin vakfın emeklilik fonuna iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, T.C.Merkez Bankası Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı vakfı üyesi olduğunu, uzun süre pirim ödediğini, 55 yaşında emekli olmaması sebebiyle kendisinden haksız olarak yapılan 18.816,27 TL. tutarındaki cezai kesintinin daha sonraki yıllarda yapılan kesintiler üzerindeki alacak hakları saklı kalmak kaydıyla, yasal faiziyle birlikte vakıfta tutulan emeklilik fonu hesabına iadesine karar verilmesini istemiştir.
Dava, asliye hukuk mahkemesinde açılmış olup, davalı vekili cevap süresi içinde yetki ve tahkim itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, T.C.Merkez Bankası Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı Sosyal Güvenlik Yardımlaşma Yönetmeliğinin 23. maddesinin “Vakıf ile üye arasında Vakıf Senedi ile Yönetmeliğin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, tahkim yoluyla halledilir. Hakemler Banka Başkanı tarafından belirlenir” hükmüne dayanılarak uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümleneceği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Vakıf senedinde, vakıfla üyeleri arasında çıkacak uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine veya bu hususun yönetmelikle düzenleneceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.
Tahkim sözleşmesi ve şartı borçlar hukuku anlamında bir akit olup, kurulması sırasında esaslı unsurları taşıması gerekir. Somut olayda esas olan, yasanın buyurucu kuralları yanında, vakıf senedi hükümlerinin uygulanmasıdır. Ortada yöntemine uygun bir tahkim sözleşmesi olmadığı gibi vakıf senedinde vakıfla üyeler arasında çıkacak uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin bir hüküm de yer almadığına göre, Yönetmeliğin 23.maddesindeki dayanağı olmayan tahkim şartının uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Bu bakımdan mahkemenin kendisini görevli sayıp işin esasına girerek tahkikatın tamamlanmasından sonra ortaya çıkacak duruma göre bir karar vermesi gerekirken yazılı olduğu şekilde görev yönünden red kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.