YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6862
KARAR NO : 2011/6182
KARAR TARİHİ : 20.10.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 218 ada 25 parsel sayılı 5021.32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, paylaşma, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve mirasçılarının tespit edilememesi nedeniyle ölü … adına tespit edilmiştir. Davacı …, satın alma iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümün davacı adına, (A) harfi ile gösterilen bölümün … mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Mustafa ve … ile … mirasçıları … ve müşterekleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilen ve bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümünün 1958 yılında …’den satın alınmak sureti ile davacının zilyetliğinde olduğu kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme karar için yeterli bulunmamaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişisi taşınmazın 30.07.1958 tarihli senet ile …’den satın alınan yer hakkında bilgileri olmadığını beyan edip, zilyetliğin halen davacıda olduğu yönünde bir beyanda bulunmadıkları halde mahkemece satın alma ve zilyetliğe değer verilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Taşınmazın öncesinin tarafların ortak miras bırakanı … … …’e ait iken adı geçenin mirasının uzun yıllar önce paylaşıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Paylaşım ile birlikte taraflar arasındaki mirasçılık ve iştirak hali son bulacağı için uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümü zorunludur. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, taraflara yeni tanık bildirme imkanı tanınmalı, bundan sonra taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, dinlenmeyen tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları huzuruyla keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın halen kim tarafından kullanıldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, tespite aykırı sonuca varılması halinde tüm tespit bilirkişileri taşınmaz başında tanık sıfatı ile dinlenilmek suretiyle beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.