Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/215 E. 2022/4308 K. 30.05.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/215
KARAR NO : 2022/4308
KARAR TARİHİ : 30.05.2022

MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECEMAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel davası sonunda Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin verilen karar süresi içinde davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 30/05/2022 Pazartesi temyiz eden davalılar vekili Avukat … Türkçe ile temyiz edilen davacı vekili Avukat … geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, Bursa 16. Noterliğinin 24/10/2014 tarihli ve 44676 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil olarak tayin ettiği davalılardan …’ın, vekaletnamedeki yetkisine dayanarak maliki olduğu 10177 ada 14 parsel sayılı taşınmazını 28/10/2014 tarihinde satış yolu ile diğer davalı …’e temlik ettiğini, hasta olan eşinin ısrarı üzerine taşınmazı satmaya ihtiyacı olmadığı halde, eşinin ismini bildirdiği kişi adına düzenlenen satış vekaletnamesini imzaladığını, vekilin taşınmazı satacağını kendisine bildirmediği gibi, satış bedeli hakkında da bilgi vermediğini, ayrıca herhangi bir bedel de ödemediğini, çekişme konusu taşınmazı gerçek değerinin çok altında bir bedelle edinen diğer davalının da iyiniyetli olmadığını, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL’nin satış tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 12/01/2017 tarihinde ölümü üzerine tek mirasçısı … tarafından davaya devam edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davacının ve eşinin davalı …’ü uzun zamandır tanıdıklarını, 2014 yılı Ramazan bayramının 1.günü davacının Gündoğdu köyünde tarlası olduğunu ve bir kazanç sağlayamadıklarını ve satmak istediklerini davalı …’a söyleyerek yardımcı olmasını istediklerini, bunun üzerine davalı …’ın taşınmazın satılık olduğunu etrafa yaydığını, diğer davalı …’in taşınmazı satın almak istediğini, davacı ve eşi ile konuşarak 150.000,00 TL’ye anlaştıklarını ve 24/10/2014 tarihinde davacının eşinin hesabına 150.000 TL yatırdığını, davacının eşi dava dışı İlkay İntaş’ın, davalı …’a satış işini vekaletle halletmesi için ısrar ettiğini, bu nedenle Bursa 16. Noterliğinin 24/10/2014 tarihli 44679 yevmiye numaralı vekaletnamesinin alındığını, taşınmazın satış bedelinin ödendiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı vekil …’ın vekalet görevini kötüye kullanarak davacıyı zararlandırma kastı ile hareket ettiği, dava konusu taşınmazı yakın arkadaşı olan diğer davalı …’e devrettiği, tarafların el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından iradi olarak davalı …’ın vekil tayin edildiğini, aralarındaki vekalet ilişkisine dayalı olarak dava konusu taşınmazın 150.000,00 TL bedelle diğer davalı …’e satıldığını, bu durumdan davacının bilgi sahibi olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığını, bedelin davacıya ödendiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20/01/2020 tarihli 2018/899 Esas 2020/29 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın 150.000,00 TL değer karşılığında satıldığı ve bedelin davacıya ödendiği, davacı tarafından taraflar arasında satış konusunda anlaşılması üzerine davalı …’ın vekil olarak tayin edildiği, davacının tüm bu aşamalardan bilgi sahibi olduğu, vekalet görevinin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesine ait hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesi kararı; “…çekişme konusu taşınmazın değerinin tespitine ilişkin olarak iki farklı heyetten bilirkişi raporu alındığı, ilk raporda taşınmazın satış tarihindeki değerinin 235.072.00 TL, ikinci raporda ise 427.390.00 TL olarak tespit edildiği, gerek tapuda gösterilen satış değeri, gerekse davacının eşi İlkay’ın hesabına yatırıldığı belirtilen 150.000 TL bedel ile keşfen belirlenen değerler arasında fahiş fark bulunduğu, vekil ile diğer davalı …’in birbirlerini tanıdıkları, bu olgular bir arada değerlendirildiğinde davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket etmek suretiyle davacıyı zararlandırdıkları açıktır. Hâl böyle olunca, tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
3. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 08/11/2021 tarihli ve 2021/1354 E. 2021/1607 K. sayılı kararıyla; davalı vekil … tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, diğer davalı …’in davalı vekil …’ın yakın arkadaşı olduğu, tarafların el ve iş birliği içerisinde davacıyı zararlandırma kastı ile hareket ettikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Bölge Adliye Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, vekil ile dava konusu taşınmazı satın alan kişinin birbirini tanıyor olmasının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı anlamını taşımadığını, devrin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını, satış sonrasında 150.000,00 TL bedelin ödendiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
Türk Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
6.3. Değerlendirme
Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/6.2) no.lu paragraftaki yasal ve hukuksal nedenlere, (V/2.) no.lu paragrafta da yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacı vekili için 3.815,00-TL duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 22.748,35 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 30/05/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.