YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/150
KARAR NO : 2013/4282
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankaya boş olarak çek verdiğini, davalının çeke 210.000,00 TL tarih ve diğer unsurları yazıp karşılıksız şerhi verdirdiğini suç duyurusunda bulunması üzerine de davacı aleyhine karşılıksız çek keşide etmek suçundan kamu davası açıldığını, çekin keşide tarihi olan 03.06.2010’da davacının borcu bulunmadığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 210.000,00 TL tutarlı çekten şimdilik 30.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çekin boş olarak verilmediğini, iddianın yazılı belge ile ispatı gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı bankanın davacı hakkında 210.000.00 TL tutarlı çekin karşılıksız kalması nedeniyle şikayetçi olması üzerine sulh ceza mahkemesince davacı hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanma kararı verilip kararın kesinleştiği, yine davalı bankanın davacı aleyhine çekle 65.957,00 TL asıl alacak ve fer’ilerinin tahsili istemiyle icra takibine başladığı, bilirkişiden alınan raporda, davacının davalı bankaya almış olduğu kredilere teminat olarak dava konusu çeki verdiği, davalı bankaya olan toplam borcunun takip tarihinde 65.957,00 TL asıl alacak ve fer’ilerinden oluştuğu, başkaca borcu bulunmadığı, davalı tarafın çekin 210.000,00 TL’lik kısmının karşılıksız kaldığını bildirerek 13.08.2010 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi verip, davacı hakkında dava açıldığından, davacının da bu dava görülürken iş bu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, Gemlik İcra Müdürlüğünün 2010/2242 nolu dosyasındaki takip konusu 65.957,00 TL asıl alacak ve icra dosyasındaki işlemiş faiz ve fer’ileri dışında kalan miktardan davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 72. maddesi hükmü gereğince açılan menfi tespit davasıdır.
Dosya içerisinde bulunan Gemlik Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/944 E. 2012/169 K. sayılı kesinleşen dosyasında davalı bankanın 12.08.2010 tarihli dilekçesi ile, 210.00,00 TL tutarlı çeki karşılıksız keşide etmesi nedeniyle davacı hakkında Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu anlaşıldığı gibi yine dosya ekinde bulunan Gemlik İcra Müdürlüğünün 2010/2242 sayılı dosyasından, davalı bankanın davacı aleyhine 11.08.2010 tarihinde 210.000,00 TL tutarlı çek dayanak gösterilerek 65.957,00 TL asıl alacak (fer’ileriyle birlikte toplam 78.649,84 TL) üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığı görülmektedir. Davacı ise iş bu davayı 16.09.2011 tarihinde açmıştır.
Dava dilekçesinden, davacı yanın takip konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini istediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı bankanın icra takibinde talep ettiği miktarın açık ve tartışmasız olduğu ve ayrıca davacının davalıya borçlu olduğu tutarı bilebilecek durumda olduğu gözetilerek davacı yanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak veya şimdilik kaydıyla somut olayda olduğu gibi kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, HMK’nın 33. (HUMK’nın 76.) maddesi hükmüne göre davada dayanılan maddi olayların açıklanması taraflara, hukuki sebebin ve uygulanacak yasa maddesinin belirlenmesinin de hakime ait olduğu gözetilerek, mahkemece davacı yana dava içeriği hatırlatılarak ve açıklattırılarak borçlu olmadığını talep ettiği miktar saptanıp bu miktar üzerinden harcın tamamlattırılıp, sonra yargılamaya devam edilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi talep olunan tutarı aşacak şekilde karar verilmesi de (HMK 26., HUMK 74. maddesi) kabul şekli itibariyle isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.