Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/8882 E. 2013/4297 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8882
KARAR NO : 2013/4297
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasında otel acenta faaliyeti ilişkisinde müvekkili tarafından davalıya peşin ödeme yapıldığını, yapılan peşin ödemeden dolayı davacının davalıdan alacağı kaldığını, 13.11.2006 tarihi itibariyle davacının 26.569,19 USD alacağı kaldığının mutabakat metninde taraflarca karşılıklı belirlendiğini, davacı alacağından fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 8.000,00 USD karşılığı TL alacağının tahsili için başlanılan icra takibine davalının itiraz ettiğini bildirerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın oda kontenjan sözleşmesinden kaynaklanan ve hesap mutabakat belgesine dayalı olarak talep edilen alacağa ilişkin icra takibine yönelik itirazın iptali davası olduğu, davacı yanca dayanılan hesap mutabakat belgesinin borç miktarı konusunda net bir beyan içermediği, belgenin davacı tarafça imzalanan kısmında borç miktarının 26.569,19 USD olduğunun belirtildiği halde davalı yanca imzalanan kısmında borç miktarına yer verilmediği, bu nedenle bu belgenin davacı iddiasını kanıtlayan delil niteliği taşımadığı, davacının usulsüz tutulan ve aleyhine delil niteliği taşıyan ticari kayıtlarında davalıdan alacaklı değil borçlu olduğunun görüldüğü, davalının ticari kayıtlarını sunmadığı, davacının münhasıran davalı kayıtlarına delil olarak dayanmadığını beyan ettiği, bu suretle alacağın varlığı ve miktarını doğrulayan yazılı bir delil bulunmadığı, davacının davalı yana teklif ettiği yeminin davalı şirket temsilcisi tarafından borçları bulunmadığı bildirilerek eda edildiği gerekçeleriyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı yan, taraflar arasında 29.09.2005 tarihli “Oda Kontenjan Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşmesi doğrultusunda davalıya yapılmış fazla ödemenin iadesini talep etmiştir.
Mahkemece tarafların tacir olduğu gözetilerek uyuşmazlığın çözümü için taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bu yönde davalı tarafa meşruhatlı tebligat yapılarak ,ticari defterlerini sunması istenilmiş, ne var ki davalı yan ticari defterlerini sunmamıştır. Davacı ticari defterleri üzerinde inceleme yapan bilirkişi ise raporunda; “ Defter kayıtlarına göre 2006 yılı sonu itibarı ile davacının davalıya 54.929,31 TL borçlu olduğu, sözleşmede konusu geçen çeklerin defter kayıtlarında yer almadığı, davalıya teslimine ilişkin bir belgenin sunulmadığı,” bildirilmiş olup, mahkemece de bu rapor esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı vekili raporun ibrazından sonra 30.06.2011 günlü duruşmada davalıya (3) adet çek verildiğini, bedellerinin de ödenmiş olduğunu, bunun banka dekontlarıyla sabit olduğunu, bu belgelerin müvekkilinin ticari defterlerinde kaydı olmadığını bildirmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; dosyaya örnekleri ibraz edilen çekler ve ödeme dekontları ile ilgili olarak muhatap bankaya yazı yazılarak bu çeklerin iddia edildiği gibi davalıya ödenip ödenmediğinin keza dekontların da akibetinin araştırılıp sonucunun bildirilmesinin istenilmesi, yine bu yönde taraflara diyeceklerinin sorulup, varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi davalının müşterek iki temsilcisi tarafından temsil ve ilzam edileceği gözetilip, yeminin iki yetkili temsilciye eda ettirilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması da kabul şekli itibariyle doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.