YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13425
KARAR NO : 2013/4227
KARAR TARİHİ : 06.03.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkilinin Denizbank Rumeli şubesinde müdür olarak çalıştığını, davalının müvekkilinin çalıştığı bankanın müşterisi olduğunu, davalının kriz nedeniyle zarara uğradığını ve bu zararın sorumlusunun müvekkili olduğunu iddia ederek, piyasadaki itibarını korumak için müvekkilinden 400.000 TL’lik senedi imzalamasını istediğini, müvekkilinin tehdit ve baskı altında sözkonusu senedi imzaladığını, davalının müvekkili aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü’nün 2008/1830 esas sayılı dosyasında icra takibi yaptığını, müvekkilinin işlenen suçla ilgili olarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatta bulunduğunu, müracaatının 2008/104214 soruşturma numarası ile işleme konulduğunu, tehdit altında açıklanmış olan iradenin mevcut olmadığını belirterek, müvekkilinin icra takibine konu senet nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %40 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın icra takibinin yapıldığı yer olan İstanbul mahkemelerinde açılması gerektiğini, müvekkilinin tacir olmaması nedeniyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu belirterek yetki ve görev itirazında bulunmuş ve müvekkilinin davacıyı 14 yıldır tanıdığını, davacıya güven duyması nedeniyle muhtelif birikimlerini davacının çalıştığı bankaya götürerek forward hesabı açtığını, 04.09.2008 tarihinde müvekkili bankaya gittiğinde kendisine bankada hiç parası olmadığının söylendiğini, müvekkilinin durumu bankanın teftiş kuruluna bildirdiğini, davacının ”beni şikayet etme, o zaman beni işten atarlar, aramızda hallederiz, verdiğim zararın 400.000 TL’sini ödeyeyim” diyerek dava konusu senedi verdiğini, senedin zorla alınmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; menfi tespit davasının İİK 72/ son maddesi uyarınca takibin yapıldığı yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalı ikametgahında da açılabileceği ve davacının davalı ikametgahı mahkemesini seçerek bu hakkı kullandığı gerekçesiyle yetki itirazının reddine ve davanın ticari ilişki niteliği gereği iş bölümü itirazının reddine karar verilmiş, toplanan delillere göre; somut olayda dava konusu bono üzerinde malen ya da nakden kaydı yazılmayıp bedel hanesi boş bırakılmış olmakla ispat yükü davacı üzerinde bulunduğundan, imzası inkar edilmeyen senedin zorla ve tehditle imzalatıldığı iddiasının davacı tarafça usulüne uygun delillerle ispatlanması gerektiği, iddianın niteliği itibari ile tanıkla ispatı olanaklı bulunduğundan tanık dinlenmesi yönünde verilen ara kararların davacı tarafça yerine getirilmediği, tanığa tebligat gideri yönünden verilen kesin sürede masraf yatırılmadığı, bu suretle davacı tanıklarının dinlenilmemiş olduğu, davacı iddiasına dayalı olarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet nedeni ile 2008/104214 nolu soruşturma dosyası kapsamında dinlenen tanık beyanlarının davacı iddialarını ispatlar mahiyette olmadığı, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından senet yağması suçundan davalı hakkında takipsizlik kararı verilmiş olduğu görülmekle, senedin imzalanması sırasında ikrah halinin söz konusu olduğu iddiası davacı tarafından kanıtlanamamış olmakla, mücerretlik ilkesi gereğince bir hukuki işlem olarak senet düzenlenmesinin geçerli olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 06.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.