YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10854
KARAR NO : 2010/7283
KARAR TARİHİ : 21.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 07.03.2007-07.03.2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava davacının , davalıya ait işyerinde 7.3.2007-7.3.2008 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalıya ait işyerinden Kurum’a yapılan bir bildiriminin bulunmadığı, davalı işyerinde tutulan Personel Takip Formlarında 2007 yılının 8-12 ayları arasında her ay, 2008 yılı 1. ve 2. aylarında davacının işe geldiği günlerin karşısında imzasının bulunduğu ve bir kısım günlerde imzaların bulunmadığı tanıklarca davacının her gün çalıştığının beyan edildiği anlaşılmaktadır .
Somut olayda fiili çalışmanın varlığına ilişkin delillerin resen toplanıp değerlendirilmesi gerekirken, davacının her ay düzenlenen işyeri takip formlarında imzası olmayan günlerde neden imzası bulunmadığı araştırılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur
Yapılacak iş, davalı işyerince tutulan işyeri takip formlarında bazı günlerde neden imzasının bulunmadığı konusunun davacıya açıklattırılması ve bordro tanıklarının davacının imzasının olmadığı günlerde çalışıp çalışmadığı konusunda açık beyanlarına başvurulması, işyerinde davacının yaptığı işin sürekli çalışmayı gerektiren bir iş olup olmadığı da saptanmak suretiyle uyuşmazlık tarihleri arasındaki çalışmanın kesintisiz olup olmadığının hiçbir kuşkuya verrmeyecek şekilde açıklığa kavuşturmak suretiyle bir karar vermek gerekir
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.