YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6620
KARAR NO : 2010/4441
KARAR TARİHİ : 19.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı murisi … …’nın 05.06.2006 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun ve kaza tarihinden itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı iken ölen murisinin ölüm olayının iş kazası olduğunun tesbitiyle davacının kaza tarihinden itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece olayın iş kazası olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve olay tarihi olan 5.6.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 2926 sayılı Yasanın Ek 3. maddesi yollaması ile 1479 sayılı Yasa’nın 82. maddesinde, 506 sayılı Yasa’ya atıf yapılarak, “iş kazası” teriminin kapsamının tayininde 506 sayılı Kanun hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı bildirilmiştir. Bu durumda 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesinde iş kazası sayılan her olay … sigortalıları açısından da iş kazası olarak değerlendirilecektir. 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesi uyarınca “iş kazası” sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek içi ayrılan zamanlarda, sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere topluca götürülüp getirilmesi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır. Ayrıca 1479 sayılı Yasa’nın 41 maddesinin son fıkrasında, sigortalı iken geçirdiği iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanması için prim ödeme süresi aranmayacağı da belirtilmiştir.
Öte yandan 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılıYasa’nın 4.maddesi ile kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulananlarada kısa vadeli sigorta kollarınıın uygulanacağı bildirilmiş,anılan Yasa’nın 13.maddesinde sigortalının kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması halinde işyerinde bulunduğu sırada yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olayın iş kazası olduğu,iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanacağı bildirilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden murisin 05.06.2006 tarihinde kendisine ait mısır tarlasında sulama işi yaptığı sırada sara hastalığı nedeni ile geçirmekte olduğu sara nöbeti sırasında yüz üstü sulu ve çamurlu alana düşmesi sonucu boğularak öldüğü, aynı gün yapılan ölü muayenesinde ölüm sebebinin asfiksi sonucu gerçekleşmiş olduğunun tespit edildiği, murisin tarımsal faaliyeti nedeniyle 01.01.2004 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa’ya tabi tarım … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin olaya kıyasen uygulanması zorunlu olduğundan; tarımsal faaliyette bulunduğu açık olan murisin olay günü tarla sulama işi yaptığı sırada sara nöbetinin tutması nedeni ile bilincini kaybetmesi sonucu düşmesiyle gelişen olay açıkça iş kazası olduğu halde, mahkemece taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığı ve murisin kendine ait tarlada çalışması sırasında rahatsızlanarak düşmesi sonucu gerçekleşen ölüm olayının iş kazası sayılamayacağı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; olayın iş kazası olduğu yönündeki istemin kabulü ile davacının ölüm aylığı istemi ile ilgili koşulları değerlendirerek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.