YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11043
KARAR NO : 2010/7449
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 20.10.1992 olduğunun ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 20.10.1992 olduğunun ve 20.10.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 20.10.1992 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kurum’a süresi içersinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık somut olayda fiili çalışma olgusunun kanıtlanması için mahkemece yapılan araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, mahkemece davanın istem gibi kabulüne dair verilen 14.2.2007 tarihli kararın Dairemizin 28.01.2008 tarihli kararı ile, fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadığı gerekçesiyle, davanın niteliği gözetilerek araştırma ve incelemenin derinleştirilmesi; bu bağlamda öncelikle dava konusu çalışmanın geçtiği işyerinin hangi tarihler arası işlem gördüğünün S.G.K.’dan sorulup tesbit edilmesi; Kuruma verilmiş işveren bordroları varsa getirtilip, davacıyla birlikte çalışan bordro tanıkları, bordro verilmemiş ise komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş çalışanlar, buda olmaz ise zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarınının alınması; elde edilecek bilgilere göre gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasa’nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek araştırmaya yönelik bozulduğu mahkemece bozma ilamına uyulduğu, yapılan araştırma sonucu 1992/3. dönemde bordro verilmediğinin,davalı işyerinin 16.02.1991-25.03.1994 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında olduğunun tesbit edildiği,zabıtaya komşu işyeri tanığı araştırması yaptırıldığı,zabıtaca 1992 yılında davacıyı tanıyan komşu işyeri tanığının bulunamadığı davacının dinletmek istediği komşu işyeri tanıklarının mahkemece dinlenmediği anlaşılmıştır.
Öncelikle belirtilmelidir ki; 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usulü kazanılmış hak” olarak adlandırılır. Yargıtay HGK.’nun 2004-21-298 E. 2004-252 K. 2003-11-277 E. 2003-295 K. 2006-15-275 E. 2006-366 K. 2001-2-430 E. 2001-432 K. 2006-4-519 E. 2006-527 K. nolu kararlarıda bu yöndedir.
Somut olayda; mahkemece bozma ilamında belirtildiği üzere komşu işyeri tanığı araştırması yapılmadan,20.10.1992 tarihinde benzer işi yapan işyerleri tespit edilmeden, limanda çalışan diğer çalışanlar saptanmadan, yetersiz zabıta araştırmasına dayanılarak ve davanın kamu düzenine ilişkin olduğu,her zaman kamu tanığı dinlenebileceği ve re’sen araştırma ile sonuca gidilmesi gerektiği göz ardı edilerek davacı vekilinin dinletmek istediği komşu işyeri tanıkları da dinlenmeden eksik araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek;davacının dinletmek istediği tanıkları dinlemek, dinlenecek tanıkların komşu işyeri tanığı olduklarına dair belgelerini getirtmek,işe giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapmak, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri ile limanda benzer işi yapan komşu işyeri çalışanları ve limanda çalışan diğer çalışanlardan davacı ve davalı işvereni tanıyan tanıkları araştırıp tesbit ederek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.