YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17466
KARAR NO : 2015/24817
KARAR TARİHİ : 09.12.2015
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, iş akdinin davalı işveren tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden feshedildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, projenin tamamlanması üzerine iş sözleşmesinin tazminatlı olarak feshedildiğini, hiçbir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde 500,00 TL kıdem tazminatı, 500,00 TL ihbar tazminatı, 500,00 TL fazla mesai ücreti, 300,00 TL yıllık izin ücreti, 150,00 TL hafta tatili ücreti ve 150,00 TL ulusal bayram genel tatil ücretinin tahsilini talep etmiştir. Islah dilekçesi ile de, kıdem tazminatı talebini 294,53 TL’na, ihbar tazminatı talebini ise 201,70 TL’na indirmiş, yıllık izin ücreti talebini 781,20 TL’na, fazla mesai ücreti talebini 4.084,54 TL’na, hafta tatili ücreti talebini 920,18 TL’na, ulusal bayram genel tatil ücretini ise 405,57 TL’na artırmıştır. Talep edilen alacak miktarının düşürülmesi, düşürülen miktardan feragat edildiği anlamını taşır. Davacı slah harcını yatırırken, bilirkişi raporuna göre arttırdığı alacak miktarlarının harcını yatırması gerekirken, dava dilekçesi ile raporda daha düşük miktarda hesaplanan alacaklar için yatırdığı harcı mahsup etmiştir. Bu şekilde bir mahsupla harç yatırılması ıslah müessesesine uygun düşmemektedir. Islah dilekçesinde yatırılan harcın artırılan alacakların ne miktarı için yatırıldığı dikkate alınarak ıslahın artırılan bu miktar yönünden değerlendirilmesi gerekirken hatalı ıslah işlemine değer verilerek hüküm kurulması bozma nedenidir.
3-Taraflar arasında, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında da uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59’uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
Somut olayda; davalı işveren tarafından sunulan davacıya ait mazeret izni formu başlıklı belgelerde, “Yıllık iznine mahsuben verilmiştir” açıklaması ile davacıya 7.3.2010-17.3.2010, 11.5.2010-17.5.2010, 22.11.2010-27.11.2010, 10.12.2010-16.12.2010, 27.6.2011-2.7.2011 tarihleri arasında yıllık izin hakkının kullandırıldığı görülmektedir. Söz konusu izin formlarında davacının da imzası bulunmaktadır. Her ne kadar 4857 sayılı Yasanın 56. maddesinde, 53. maddede öngörülen izin sürelerinin tarafların anlaşmaları ile bir bölümünün on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebileceği bildirilmiş ve 7.3.2010-17.3.2010 tarihleri arasındaki süre dışındaki süreler on günden az ise de davacı işçinin on günden daha az bir süre için yıllık izin kullanmayı talep edip daha sonra bu sürenin 10 günden az olduğu gerekçesiyle izinli olarak geçirilen bu sürenin yıllık izin süresinden sayılmaması yönündeki talebi Medeni Kanunun 2. maddesine aykırı olacağından bu sürelerin yıllık izinde geçmiş gibi kabul edilmesi gerekecektir. Bu husus gözetilmeden ve yıllık izin hakkının kullandırıldığını gösteren belgeler dikkate alınmadan hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi isabetsizdir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.