YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11446
KARAR NO : 2010/9016
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 11.11.1988- 4.10.2000 tarihleri arasındaki esnaf … sigortalılığının geçerli olduğunun tesbitiyle, bu sigortalılığının ikinci kez verilen sicil numarasıyla birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 11.11.1988-04.10.2000 tarihleri arasında zorunlu Esnaf … sigortalılığının geçerli olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 01.12.1998-04.10.2000 tarihleri arasında zorunlu … sigortalısı sayılması gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
HUMK.’nun 388. maddesine göre hükmün gerekçe bölümünde iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilir. Gerekçe hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Yargıtayda, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
Mahkeme kararının gerekçesinde mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davacının 01.12.1988-04.10.2000 tarihleri arasında zorunlu … sigortalısı olarak kabulünün mümkün olabileceği belirtildiği halde hüküm fırkasında “davacının 01.12.1998-04.10.2000 tarihleri arasında zorunlu … sigortalısı sayılması gerektiğinin tesbitine “ biçiminde karar verilmek sureti ile gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Kurum’un öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.