YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16446
KARAR NO : 2010/7319
KARAR TARİHİ : 22.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 23.320.47 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.06.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi ve aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 10.04.2000 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sol el 2, 3, 4 parmaklarından yaralanan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının sürekli iş göremezlik onarının % 12,30 olduğuna ilişkin Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesi ile Genel Kurulunun raporları esas alınarak davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar davalı tarafça süresinde temyiz edilmiştir.
Mahkemenin kararı aşağıda açıklanan nedenlerle isabetli değildir.
Davacının 10.04.2000 tarihinde uğradığı zararlandırıcı olay sonucunda sol el 2, 3, 4 parmaklarından yaralandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacının sürekli iş göremezlik oranının % 9,30 olarak belirlendiği, bu belirlemeye davacı tarafından yapılan itiraz üzerine, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca sürekli işgöremezlik oranının %9,30 olduğunun karara bağlandığı, buna da itiraz edilmesi üzerine sırasıyla Adli Tıp 3.ihtisas Kurulu ve Adli Tıp Genel Kurulu kararlarında davacının sürekli iş göremezlik oranının % 12,30 olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 19. maddesidir. Anılan maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 45. maddesinde sürekli iş göremezlik gelirinin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir.
İş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadıkça Sosyal Güvenlik Kurumunun, sigortalının işveren aleyhine açtığı tazminat davasında belirlenen sürekli iş göremezlik oranını esas alınarak davacıya gelir bağlanmayacağı, bu gelirin peşin sermaye değeri maddi zarardan düşülmeden Kurumca karşılanmayan maddi zarar miktarının belirleme imkânı yoktur. Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olmadığı maddi tazminat istemli bu davada sürekli iş göremezlik oranının tespitinin yapılamayacağı, yapılması halinde maddi tazminat istemli davanın sonuçlandırılmasının fiilen mümkün olmadığı ortadadır. HGK.’nun 07.02.2007 tarihli, 2007/21-69 Esas, 2007/55 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Hal böyle olunca da hükme esas alınan % 12,30 sürekli iş göremezlik oranına göre davacıya gelir bağlanması sağlanmadan giderek, davanın niteliği gereği Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanan zarar miktarı belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesi ile Adli Tıp Genel Kurulunun kararlarına göre tespit edilen % 12,30 sürekli işgöremezlik oranı üzerinden gelir bağlanması için SGK Tahsisler Daire Başkanlığına müracaat etmek üzere davacıya önel vermek, % 12,30
oranı üzerinden Kurumca gelir bağlanması halinde yargılamaya devam edilerek, bu oran üzerinden ve hüküm tarihin en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanacak zarardan, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanacak tüm peşin sermaye değeri Kurumdan sorularak, bildirilen miktarı hesaplanan tazminattan indirilmek ve çıkacak sonuca göre maddi ve manevi tazminat istemi hakkında bir karar verilmek, Kurumca 12,30 oranı esas alınarak gelir bağlanmaması halinde, davacıya: işvereni ve hak alanını ilgilendirdiği için SGK. Başkanlığını hasım göstererek sürekli iş göremezlik oranının tespiti davası açması için önel verilmek, tespit davasını tazminat davası için bekletici mesele saymak, tespit davası sonucu verilecek hüküm kesinleştikten sonra davacıya kesinleşmiş mahkeme kararını Kuruma ibraz edip kendisine tespit edilen orana göre gelir bağlattırması için önel verilerek, bağlanan gelirin hüküm tarihte hesaplanacak peşin sermaye değerini, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanan tazminattan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde davalı tarafın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.