Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6483 E. 2010/4410 K. 19.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6483
KARAR NO : 2010/4410
KARAR TARİHİ : 19.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1.2.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, 1.2.2007-1.11.2007 tarihleri arasındaki ödenmeyen 5.600.00-TL tutarındaki alacağın dava tarihinden yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dava; davacının 01.02.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile 01.02.2007-01.11.2007 tarihleri arasında ödenmeyen toplam 5.600.00-TL yaşlılık aylığının yasal faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten, davacının Sigortalılık başlangıç tarihinin 10.01.1982 olduğu ve ilk tahsis talep tarihi olan 31.08..2006 tarihi itibari ile 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da ev hanımı olarak geçen 10.01.1982-10.01.2002 tarihleri arasındaki 7200 günü kuruma borçlanarak 20 yıldan fazla sigortalılık süresinin bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı son borçlanmasını yaptığı tarih olan 28.06.2006 tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa’nın 35/2. maddesi uyarınca mı yoksa 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Yasa’nın 39 maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10. madde hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
1479 sayılı Yasa’nın geçici 10/1 maddesi; Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre,bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların, tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep haklarının saklı olduğunu kabul etmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 05.10.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı yasanın 35/2 maddesi ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurmuş olması, 15 yıldan beri sigortalı bulunması gerektiğini kabul etmiştir.
Somut olayda davacının 10.01.1964 tarihinde doğduğu açık olup, 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da ev hanımı olarak geçen hizmetlerinden 7200 günü, 28.06.2006 tarihinde Kuruma ödemiştir.Davacının 4447 sayılı Yasa’nın 39. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10 maddesinin yürürlüğe girdiği 08.09.1999 tarihinde Türkiye’de 1479 sayılı Yasa Kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi bu tarih de 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanması da bulunmamaktadır.
Bu durumda davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 05.10.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 35/2 maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği, bu halde de 60 yaş şartının oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2005 gün ve 2005/10-138 E,2005/221 K,15.03.2006 gün ve 2006/21-36E,2006/80 K. Ve 08.07.2009 gün ve 2009/21-309 E,2009/322 K, sayılı ilamları da aynı yöne ilişkindir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.