Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3068 E. 2010/9106 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3068
KARAR NO : 2010/9106
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1.10.1994- 7.8.2008 tarihleri arası tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespiti ile 1.9.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe, 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının davacının teslim ettiği ürün bedelinden ilk defa tevkifat yapılan 27.09.1994 tarihini takip eden aybaşı olan 01.10.1994 tarihinden başlatılması gerektiğinin ve davacının 01.10.1994 ile tescil tarihi olan 01.05.1997 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ile 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 01.10.1994 ile 07.08.2008 tahsis talep tarihi arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun, davacının banka kredisi ile ödediği ancak tahsis isteminin reddi üzerine Kurum tarafından 24.03.2009 tarihinde ilgili bankaya iade edilen 12.089,00-TL prim bedelinin 24.03.2009 iade tarihi ile ödemenin yapılacağı tarihe kadar hesaplanacak yasal faiziyle birlikte Kuruma ödenmesi koşuluyla davacıya 01.09.2008 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin davacının sigortalılık süresine ilişkin kararı yerindedir. Keza prim borcunun bulunmaması durumunda tahsis talep tarihinde davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı da dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ancak HUMK’nun 389. maddesinde, mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında asıl talep ile yardımcı talepler hakkında şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak karar verilmelidir.
Hal böle olunca da davacının prim ödemesi koşuluyla yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitin karar verilmek suretiyle şarta bağlı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının tahsis talep tarihi itibariyle emeklilik aylığına hak kazanıp kazanmadığına ilişkin yasal koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini tüm unsurlarıyla birlikte araştırılıp, davacının primleri yeniden yatırıp yatırmadığı Kurumdan ve ilgili bankadan sorularak, prim borcu var ise gerekirse prim borçlarını ödemesi için davacıya önel verilerek, anılan borcunu ödeyip ödememesi durumuna göre, tahsis koşullarını değerlendirdikten sonra, bu konuda açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde şarta bağlı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.