YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4585
KARAR NO : 2012/1051
KARAR TARİHİ : 02.02.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Dairemiz Üyesi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini; işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının 2009 yılı Nisan ayı ücretinin dört gün gecikmesini gerekçe 14/05/2009 günü 08.30-11.00 saatleri arasında üretimi durdurduğunu, iş sözleşmesinin bu nedenle haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacı ve diğer çalışanların ücretlerinin ödeneceği zamanı öğrenmek için personel müdürü ile görüşme istedikleri, bu amaçla hep birlikte işlerini bıraktıkları, daha sonra gelen patron ve oğullarının “ana firma ne zaman ücreti öderse o zaman ödenecek” şeklinde cevap verdikleri, amaçlarının işi durdurmak olmadığı, davalı işverenin aynı görüşmeye katılan diğer işçileri işe davet ederken davacının iş sözleşmesini feshetmesinin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve 25/II maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş Kanunu’nun 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davalı şirkette ekonomik kriz nedeniyle iki hafta ücretsiz izin, iki hafta çalışma şeklinde bir uygulamanın devam ettiği bir dönemde çalışılan sürelere ilişkin ücret ödemelerinin 4 gün gecikmesi üzerine davacı ve diğer çalışanların 14/05/2009 günü mesai saatinde işi bırakarak toplandıkları ve 08.30-11.00 saatleri arasında çalışmadıkları tanık anlatımları ve CD kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesi davalı işverence 08.30-11.00 saatleri arasında üretimi durdurduğu gerekçesi ile 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesi uyarınca feshedilmiştir.
Dosya kapsamına göre davacı ve arkadaşlarının olay günü ücret ödemesinin dört gün gecikmesini gerekçe göstererek üretimi durdurdukları açıktır. Davacı vekili, ücret ödemelerinin aksaması üzerine ustabaşının işçileri topladığına ilişkin iddiasını yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlamamıştır. Davacının söz konusu davranışı haklı sebeple feshi gerektirmekte ise de, davalı işverence eyleme katılan diğer işçilerin iş sözleşmeleri feshedilmemek suretiyle eşitlik ilkesine aykırı davranılması feshi haksız hale getirmiştir. Ne var ki, feshin haksız olması geçerli nedene dayanmadığı anlamına gelmez. Gerçekten olay günü işçilerin tamamına yakının eyleme katıldığı düşünüldüğünde eşitlik ilkesi gereği tüm işçileri işten çıkarmasını işverenden beklemek işletme gereklerine uygun düşmez. Hal böyle olunca davacının işyerinde olumsuzluklara neden bu davranışı fesih için geçerli sebep kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 44,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 02/02/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.