YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11092
KARAR NO : 2010/7548
KARAR TARİHİ : 28.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.03.1993 tarihinden itibaren geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili ile … tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının … İlçesi … Köyünde 15.03.1993 tarihinden itibaren dava tarihine kadar köy bekçisi olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulü ile 15.03.1993-26.02.2007 tarihleri arasında … Köyü tüzel kişiliğinde çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Dosya içeriğinden, davacının … Köyü tüzel kişiliğine ait iş yeri adına tescilli iş yeri bulunmadığı, davacının çalışmaları ile ilgili kuruma bildirim yapılmadığı, iş yeri dönem bordrolarının Kurum’a verilmediği, … Köyü ihtiyar heyeti tarafından imzalanmış 29.02.1993 tarihli bekçilik İntibak mazbatasının davacıya verildiği, davacıya ismi ve fotoğrafı bulunan bekçilik kimlik belgesi verildiği, köy tüzel kişiliği tarafından bekçilik maaşı adı altında 07.11.1993, 20.11.1993, 23.03.1993, 30.04.1993, 27.08.1993, 03.09.1993, 29.01.1994, 22.03.1994 31.08.1994, 26.11.1994, 30.11.1995, 30.04.1995 tarihli bekçilik maaşı adı altında yapılan ödemeler ile ilgili senetlerin bulunduğu ayrıca davacıya (Aralık, ocak, şubat, mart, nisan, mayıs, aylarına ait ) koruculuk ücreti olarak 600,00 YTL ödeme yapıldığını gösterir 30.10.2006 tarihli köy masraf senedi verildiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacının çalışmasının geçtiği köyde oturduğunu beyan etmişler ise de köy sakini oldukları resmi kayıtlardan anlaşılamadığından, tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta, soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; dinlenen tanıkların köy sakini olup olmadıkları, ihtilaflı dönemin tamamında köyde oturum oturmadıklarını araştırmak, ayrıca ihtilaf konusu dönemde köy ihtiyar heyeti ve muhtarı olarak görev yapan kişiler tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgiye iadesine, 28.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.