YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10713
KARAR NO : 2010/9048
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
Davacılar … vs. vekili Avukat … ile davalı, TCDD Genel Müdürlüğü vekili Avukat …. aralarındaki tazminat davası hakkında Ankara 16. İş Mahkemesinden verilen 15.12.2009 gün ve 106/753 sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 29.04.2010 gün ve 1403/5099 sayılı ilamına karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili 21.06.2010 günlü dilekçesi ile;Davacıların peşin harç olarak yatırdıkları 1.148.95 TL’nin dava kabul edildiği halde kendilerine iadesi yolunda karar verilmediğini hükmün bu hali ile kesinleştiğini belirterek infazı etkileyecek bu eksikliğin “Tavzih” yoluyla düzeltilmesini istemiştir. Öte yandan, tavzihe konu Ankara 16. İş Mahkemesinin 15.12.2009 gün 2004/106 Esas 2009/753 Karar sayılı kararı Dairemiz tarafından 29.04.2010 gün 2010/1403 Esas 2010/5099 Karar sayılı kararı ile onandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacıların tavzih istemini Yargıtay kararına karşı yaptığı açıktır. Bundan başka, 7.6.1944 gün 40/22 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre, tavzih talebi Yargıtay kararlarına karşı da yapılır. Bu nedenle, davacıların tavzih talebi üzerine dosya Dairemize gönderilmek gerekirken işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir. Bu bakımdan, Yerel Mahkemenin 28.06.2010 gün 2004/106 Esas 2009/753 Karar sayılı kararı bozularak kaldırılmalı ve davacıların tavzihe yönelik dilekçesi ve ekleri incelenmelidir.
Gerçekten, davacıların hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat alacakları nedeni ile hesaplanan nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsilinin yanında davanın açılması sırasında davacı yanca peşin olarak yatırılan karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesi gerektiği halde mahkemece bu yönde hüküm oluşturulmadığı görülmektedir. Ne var ki davacıların ilk hükmü temyiz etmedikleri de ortadadır,Bu halde ise hükümdeki hatayı kabul etmiş olan davacıların tavzih yolu ile hatanın giderilmesini isteyemiyeceği açık olup olayda HUMK’nun 455.maddesinde belirtilen tavzih şartlarının da bulunmadığı da ortadadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin 28.06.2010 tarihli kararının bozularak kaldırılmasına, davacılar vekilinin 21.06.2010 günlü tavzih isteminin REDDİNE, karar düzeltme harcının istek halinde davacılara iadesine, 27.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.