YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3064
KARAR NO : 2010/9105
KARAR TARİHİ : 28.09.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 177639 sayılı geriye dönük tescil iptal eden işlemin iptaline, yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz edenin sıfatına, davacıya bağlanan yaşlılık aylığının kısmi aylık olduğunun açıkça anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava primleri ödenen 01.07.1994–01.06.1995 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının geçerli olduğunun ve 16.07.2007 tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.08.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile birikmiş aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 01.07.1994 ile 16.07.2007 tahsis talep tarihi arasında tarım … sigortalısı olduğunun ve tahsis talep tarihini takip eden 01.08.2007 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespiti ile her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının tescil tarihini 01.07.1994 tarihine çekerek yasal koşullar oluştuğundan 01.08.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine ilişkin yerel mahkeme kararı isabetlidir. Ancak birikmiş aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline ilişkin karar hatalı olmuştur. Her şeyden önce bir para alacağına faiz yürütülebilmesi için miktarı açıklanmış, harcı yatırılmış bir alacak talebi, diğer bir deyişle usulüne uygun olarak açılmış bir alacak davası mevcut olmalıdır. Somut olayda böyle bir dava söz konusu değildir. Öte yandan bir para borcunun miktarı kesin olarak belli değilse ya da ancak inceleme sonucu belirlenebilecek durumdaysa böyle bir para alacağına faiz yürütülemez. Kaldı ki her bir aylık farklı tarihte ödeneceğinden faiz başlangıç tarihinin tespitinde bu tarihlerin infazda tereddüde yol açmayacak şekilde ayrı ayrı belirtilmesi gerekir. Hal böyle olunca da mahkeme kararının bu yönüyle HUMK’nun 389. maddesine aykırı olduğu açık ve seçiktir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2. bendinin silinerek yerine;
“2-Yasal şartlar oluşmakla davacıya 16.07.2007 tarihli tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.08.2007 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin TESPİTİNE,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 28.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.