YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10065
KARAR NO : 2010/7410
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 1994-2003 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1994-2003 yılları arasında davalı işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmaların tesbiti ile işçilik alacakları istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı … ‘na ait eczanede 01.01.1997 ile 01.09.2003 tarihleri arasında asgari ücret ile kesintisiz sigortalı çalıştığının tesbitine ve kararda yazılı işçilik alacaklarının davalı … ‘ndan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalıya ait eczane işyerinde çalıştığı iddiasıyla ilgili olarak Kuruma bildirim yapılmadığı, davalıya ait işyerinin 14.01.1985 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davalı tarafından Kuruma verilen dönem bordrolarının getirtilmediği, işyeri kayıtlarının ibraz edilmediği, davacı tarafından davacının 02.10.1994-01.09.2003 tarihleri arasında davalı işyerinde eczacı kalfası olarak çalıştığına ilişkin bonservisin delil olarak dosyaya sunulduğu, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin 10.08.2007 tarihli raporunda, anılan bonservisteki imzanın davalının eli ürünü olmadığı sonucuna varıldığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren geçici 7. maddesinde, bu Yasanın yürürlük tarihine kadar 506 sayılı, 1479 sayılı, 2925 sayılı, bu Yasa ile mülga 2926 sayılı, 5434 sayılı Yasalar ile 506 sayılı Yasa’nın geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Yasa hükümlerine göre değerlendirileceği yönündeki hükmün öngörülmüş olması ve genel olarak yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesidir. Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların, kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın içtihadı gereğidir.
Somut olayda, dinlenen tanıklardan sadece …’ın hizmet cetvelinden 18.05.2001-31.10.2001 tarihleri arasında davalının işyerinde çalıştığı görülmektedir.. Bunun dışında ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar, davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimseler de değildir. Bu bakımdan dönem bordrosunda kayıtlı kişilerden olmayan tanıkların
sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan, tesbiti istenilen süreler çok öncelere ilişkin bulunduğundan tanıkların bu sürelerle ilgili bilgileri bu güne değin eksiksiz olarak hafızalarında korumaları da hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmez.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması nedeniyle mahkemece, doğrudan soruşturma genişletilmek sureti ile, davacı ile aynı tarihte birlikte çalışan ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar belirlenerek, bu tanıkların bilgilerine başvurmak ve gerektiğinde, davacının tesbitini istediği tarihler arasında çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişileri, başka bir anlatımla, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda kayıtları olan komşu işyeri veya benzer işi yapan işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak, davacının talep dönemi ilk ve orta öğretim çağlarını kapsadığından davacının tahsil durumunu araştırmak ve bu tarihler arasında okula devam ettiyse çalışması olup olmadığı, olduysa part-time çalışıp çalışmadığı saptanmak ve olabildiğince delilleri toplayıp, bunları birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermektir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı …’nun işçilik alacaklarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalı …’na iadesine, 24.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.