YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17082
KARAR NO : 2011/1559
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyetinde 10.6.1999-20.5.2004 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 10.06.1999-20.05.2004 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmaların tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 10.06.1999-01.02.2002 tarihleri arasında 590 gün süre ile davalı işverene ait iş yerinde sigortalı olarak çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, işe girdiğine ilişkin 08.02.2001, 24.03.2003 ve 18.07.2003 tarihli bildirgeler bulunan davacı adına 08.02.2001-14.05.2004 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinden kısmi bildirim ve prim ödemelerinin gerçekleştiği, davalıya ait ekmek fırını işyerinin 08.02.2001 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, 2006 yılının 12. ayından sonra da bildirimde bulunulmadığı, davalı işveren tarafından 08.02.2001 tarihinden itibaren Kuruma verilen dönem bordrolarının gönderildiği, davalı işveren tarafından 2001 yılı Şubat ayından itibaren ücret bordrolarının ibraz edildiği, 2001 yılı 2. ay ücret bordrosunda 22 gün, 2001 yılı 6. ay ücret bordrosunda 10 gün, 2003 yılı 3. ay ücret bordrosunda 8 gün, 2003 yılı 7. ay ücret bordrosunda 14 gün, 2004 yılı 5. ay ücret bordrosunda 14 gün çalışmanın yer aldığı, diğer ücret bordrolarında 30 gün çalışmanın yer aldığı, ücret bordrolarının hepsinin imzalı olduğu, davacının anılan belgelerin tek taraflı düzenlendiğine ilişkin itiraz dilekçesi olduğu, mahkemece imza incelemesi yaptırılmadığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren geçici 7. maddesinde, bu Yasanın yürürlük tarihine kadar 506 sayılı, 1479 sayılı, 2925 sayılı, bu Yasa ile mülga 2926 sayılı, 5434 sayılı Yasalar ile 506 sayılı Yasa’nın geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Yasa hükümlerine göre değerlendirileceği yönündeki hükmün öngörülmüş olması ve genel olarak yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesidir. Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların, kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın içtihadı gereğidir.
Somut olayda, yargılama sırasında dinlenen iki bordro tanığından …’ın davalı işverenin oğlu, …’un ise damadı olup, dinlenen diğer tanıklar davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimseler de değildir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan, tesbiti istenilen süreler çok öncelere ilişkin bulunduğundan tanıkların bu sürelerle ilgili bilgileri bu güne değin eksiksiz olarak hafızalarında korumaları da hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmez.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması nedeniyle mahkemece, doğrudan soruşturma genişletilmek sureti ile, kısmi bildirimlerin yer aldığı (2001 yılı 2. ay, 2001 yılı 6. ay, 2003 yılı 3. ay, 2003 yılı 7. ay ve 2004 yılı 5. ay) ücret bordroları üzerinde yöntemince uzman bilirkişiler aracılığı ile imza incelemesi yaptırılmak gerekir. Yapılan inceleme sonucu, üzerindeki imzanın davacıya ait olduğu saptanan ücret bordrolarına geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine; üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı saptanan bordrolardaki süreler yönünden ve ücret bordrosu bulunmayan 10.06.1999-01.02.2001 tarihleri arasındaki süreler yönünden davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişileri, başka bir anlatımla, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda kayıtları olan komşu işyeri veya benzer işi yapan işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak ve olabildiğince delilleri toplayıp, bunları birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermektir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 24.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.