Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6860 E. 2010/4474 K. 19.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6860
KARAR NO : 2010/4474
KARAR TARİHİ : 19.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalıya ait işyerinde geçirdiği olayın iş kazası olduğunun tespiti ile aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalıya ait işyerinde geçirdiği olayın iş kazası olduğunun tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 30.3.2003 tarihinde davalının dokuma atölyesi işyerinde gece vardiyasında tek işçi olarak çalışırken makinada meydana gelen arızayı bildirmek için telefon etmek üzere dışarı çıktığında kapının kapandığını ve başka bir yerden içeriye girmek isterken 120 cm yükseklikteki girişten düşerek sol el bileğinin kırıldığını iddia ettiği, Uşak Bir Eylül Devlet Hastanesi yazısına göre davacının 30.3.2003 tarihinde acil servise müracaat ettiği tedavisinden sonra ortopedi bölümüne sevk işleminin yapıldığının bildirildiği, 10.4.2003 ve 22.4.2003 tarihli vizite kağıtlarının iş kazası olarak doldurulduğu ve olayın 31.3.2003 tarihinde merdiven boşluğuna düşme şeklinde yazıldığı, viziteyi düzenleyen ve işveren vekili olduğunu anlaşılan … … vizite kağıdını davacının beyanına göre bir gün sonra doldurduğunu davacının top oynarken düşüp bileğini kırdığını duyduğunu beyan ettiği, 15.4.2003 tarihli SSK Uşak Hastanesi Sağlık Kurul raporunda davacının sol el bileğinde kısıtlılık bulunduğu 31.3.2003 tarihinden beri geçen günlerin istirahatinden sayılmasına ve 20.4.2003 tarihinden itibaren 25 günlük istirahatin sonunda 5.5.2003 tarihinde çalışabileceğine oy birliği ile karar verildiğinin belirtildiği, bu dosyada dinlenen tanıkların görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı, SSK Müfettişinin 22.7.2004 tarihli raporunda olayın oluş ve gelişme biçimi değerlendirilerek iş kazası sayılamayacağı, hastalık sigortası kapsamında değerlendirilmesinin gerektiğinin saptandığı, davacının Uşak İş Mahkemesine işçilik alacakları konusunda açtığı 2003/755 esas 2005/393 Karar sayılı dosyada mahkemece alacak isteminin kabulüne dair verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 6.4.2006 tarihli kararı ile onandığı, iş kazası uyuşamazlığının dava konusu edilmediği bu dosyada dinlenen tanıkların iş kazasının gerçekleştiği yönünde beyanlarının bulunduğu anlaşılmaktadır .
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 11/A maddeside, iş kazasını Kanunun saydığı hal ve şartlarda gerçekleşen, sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olay olarak tanımlandığı ve bir olayın ,sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısiyle, sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında meydana gelmesi durumunda iş kazası olarak değerlendirilmesi gerekeceği açıkça belirtilmiştir .
Somut olayda, davacının tek işçi olarak işyerinde gece vardiyasında çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Olay tarihi olan 30.3.2003 tarihinde davacının sol bileğinden tedavi edilip ortopediye sevk edildiğine dair Uşak Bir Eylül Devlet Hastanesinin raporuna, işveren vekilince düzenlenip imzalanan ve sahteliği iddia edilmeyen vizite kağıtlarına, işçilik alacakları davasında uyuşmazlık konusu olmadığı halde bir kısım tanıkların davacının davalı işyerinde iş kazası geçirdiği konusundaki anlatımlarına göre mahkemece olayın iş yerinde geçtiğinin kabulü ile iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, SGK müfettişinin bu delilleri değerlendirmeden vardığı yanılgılı sonuca ve davalı tarafın bu delillerin aksine güçlü bir delil sunamadığı da dikkate alınmaksızın istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmesi ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.