YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11876
KARAR NO : 2013/3774
KARAR TARİHİ : 04.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, temyiz eden davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 02.09.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibi olan davacıların maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmişsede hüküm şu yönlerden hatalı olmuştur;
A)Mahkemece davacı … için takdir edilen maddi tazminatın hesaplanmasında hataya düşülmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu davacının maddi zararı 28.803,82 TL olarak hesap edilmiş olup bu miktarın 27.241,08 TL’sinin Kurumca karşılandığı, geriye karşılanmayan 1.562,74 TL zarar kaldığı halde mahkemece hesaplamada hata yapılmak suretiyle 1.532,73 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. Ayrıca hüküm altına alınan maddi tazminata uygulanacak faizle ilgili olarakta hataya düşüldüğü görülmektedir. Dava dilekçesinde fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden yasal faizle tahsilini istenmiştir. Islah suretiyle artırılmasına ilişkin, 09.02.2012 tarihli dilekçede de 1.000,00 TL talebin 6.275,99 TL daha arttırıldığından, ıslahen artırılan miktara da faiz istendiği açıktır. Öte yandan iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahiplerince açılan davalarda faizin zararın meydana geldiği olay tarihinden itibaren yürütüleceği, haksız eylemle birlikte zarar veren bakımından temerrüte düşüldüğünün kabulünün gerektiği Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Hal böyle olunca da davanın niteliğine göre haksız eylemin meydana geldiği tarihten itibaren faize karar verilmek gerekirken, dava dilekçesi ile istenen maddi tazminat miktarına olay tarihinden faiz yürütülmesi, ıslahen artırılan bölüm için ise ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
B)Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat “azdır”.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu … şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, aşağıda … temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 04/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.