Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/4905 E. 2013/14565 K. 04.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4905
KARAR NO : 2013/14565
KARAR TARİHİ : 04.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/08/1997 tarihinden itibaren Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı SGK’nun tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının 01.08.1997 tarihinden itibaren tarım … sigortalısı olduğunun ve bu döneme ilişkin prim borçları bakımından 6111 sayılı Yasadan yararlandırılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının davacının Ziraat Odası kaydının başladığı tarih olan 29.03.2006 tarihini takip eden ay başı (01.04.2006) itibariyle tarım … sigortalısı olduğunun ve bu döneme ilişkin prim borçları bakımından 6111 sayılı Yasadan yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede davacının, … prim kesintisinin bulunmadığı; SGK’nca, 30.07.1997 tarihinde, 01.08.1997 tarihi itibariyle 2926 Sayılı Yasa’ya göre Tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği, ancak daha sonra, 5510 sayılı Yasa’nın geçici 17.maddesi uyarınca 5 yıl ve daha fala süreye ilişkin prim borcu bulunduğundan, anılan sigortalılığının 01.08.1997 tarihi itibariyle durdurulduğu, davacının, 6111 sayılı Yasa’dan yararlanarak, prim borcunu 11.05.2011 tarihinde bir miktar ödediği, bunun üzerine SGK’nun davacıyı 01.05.2008 tarihi itibariyle yeniden tescil ettiği; davacının ise eldeki dava ile 01.08.1997 tarihinden itibaren tescilinin yeniden canlandırılmasını talep ettiği görülmektedir.
5510 sayılı Yasa’nın geçici 17.maddesine göre, “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” Görüldüğü gibi, anılan maddede beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını ödememeleri halinde….tescil tarihi itibarıyla sigortalılıkları iptal edilmez, durdurulur. Davacı, 01.08.1997 tarihi itibariyle durdurulan sigortalılığına ilişkin prim borçlarını, 6111 sayılı Yasa’dan yararlanarak ödediğine göre, mahkemece yapılacak iş, davacının ödediği prim tutarının ne kadar hizmet süresine karşılık geldiği belirlenip, bu süre kadar hizmetin canlanacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece yukarıda belirtilen maddi ve hukuksal hususlar dikkate alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.